Kategori arşivi: Travel

Yaşanabilir Şehir Viyana / Viyana Seyahatimden Notlar

Merhaba arkadaşlar yazılarıma viyana seyahatim ile devam ediyorum bratislavayı gezdikten sonra vakit kaybetmeden viyanaya otostop çekeceğimiz yere doğru ilerledik harita, tablet, android bir telefon vs olmadan yön duygumuzla şehirin dışına çıktık.

Şehrin dışında havanın sıcak ve araç sayısının az olduğu bir yerde durmaya başladık yorulmuştuk güne erken başlamak, bratislavayı turlamak ve açlık bizi baya yormuştu.Sırayla dinlene dinlene otostop çekecektik ilk ben yol kenarına geçerek otostop çekmeye başladım.

30 dakika içinde bir araç durdu Slovak plaka bir araçtı, nereye gidiyorsunuz diye sorduğunda viyana diye cevapladım fakat kişi ben hainburg’a gidiyorum dediğinde ben Hamburg olarak algılayıp Sait’e bir de sen bak dedim o da aynı şekilde anladı. Birbirimize baktık aman gidelim ne olacak diyip bindik arabaya bir yandan da düşünüyoruz kaç saatte gideriz ne olur ne biter.

Sonra sorduk meğerse Avusturyada bir kasabaymış ve arkadaşlarının yanına havuza gidiyormuş 45 km civarında bir yerde dedi, bu da avrupada sık rastlanacak bir olay sanırım ülkeler arası rahatlık sınırların olmaması.

Sonra bizi Hainburg’un ortalarında bir yerde bıraktı. Bıraktığı yerde otostop çekmeye başladık karşımızda bir evde Türkler var fakat hiç çaktırmıyorlar ses soluk kesiliverdi hemen bizi görünce yardım etmek veya selam vermek yok. Tabi ki üzücü bir durum.

Biraz ilerleyelim dedik ileride Lidl bulduk Romanyada da olduğundan ve alışveriş yaptığımızdan biliyorduk ucuzdu, girdik bir şeyler aldık.

Marketten çıkıp yürümeye başlamıştık ki yol kenarından ileride bir araç köprünün altında durmuş bekliyordu bizedir diye düşünmedim sonra baktım camdan çıkıp gelin diye el sallayınca koşturduk.  Bindiğimiz araç pizza dağıtım aracıymış gelin viyanaya gitmiyorum ama birkaç km daha götürmüş olurum sizi diyerek kabul ettik bindik aracın içine o kadar fena pizza kokuyordu ki canımız çekti.

Adam hemen sordu nerelisiniz diye: – Türküz diyince ‘’nasılsın lan’’ diye devam etti sohbete, tabi biz de deli gibi bir kahkaha tufanı. Avusturyada çok Türk olunca haliyle o da baya Türkle tanışmış.

Çat pat İngilizce arada Almanca anlaşarak yolumuza devam ettik, bize yolunun dışında az içeride bir kasabaya pizza dağıtacağını pizzaları bıraktıktan sonra bir kaç km daha götürüp bırakacağını söyledi kabul ettik eğlenceliydi yani avusturyaya gel pizza dağıt.

Kasabaya girdik arkadaş pizzasını dağıttı geldi keyfi yerinde bir şekilde, bindi arabaya attı kolunu camdan dışarı başladı İbrahim tatlıses’ten ‘’bulamaaaadım bulaaaamadım’’ şarkısını söylemeye tekrardan viyana yoluna çıktığımızda hemen inelim dedik ama ileride bırakacağını benzinin şirketten olduğunu söyledi gülerek, biraz daha götürdükten sonra bizi indirdi vedalaştık.

İndiğimiz yer ıssız bir yerdi az araba geçiyordu uzun bir süre bekledik sonra bir genç çift durdu sağolsunlar bizi viyana’da metroya kadar bıraktılar.

 

Viyana (Almanca: Wien, Osmanlıca: Beç) Avusturya’nın başkenti ve en büyük şehri, aynı zamanda ülkenin 9 eyaletinden yüzölçümü bakımından en küçüğü. Yaklaşık 1.705.000 kişilik nüfusuyla ülkenin en kalabalık kentidir, çevre ilçeleriyle birlikte Viyana’da yaklaşık iki milyon insan yaşar, ki bu da Avusturya nüfusunun yaklaşık dörtte biridir. Nüfus bakımından Viyana Avrupa Birliği’nin en büyük onuncu kentidir. Birleşmiş Milletler bürosuyla Viyana Birleşmiş Milletlerin dört resmi merkez temsilciliğinden birine sahiptir. Kentte bulunan diğer önemli uluslararası kuruluşlar OPEC, AGİT ve Uluslararası Atom Enerjisi Örgütü’dür (IAEA).

Yüzyıllar boyu Habsburg hanedanının yerleşim yeri olan kent, bu süre boyunca Avrupa’nın kültürel ve politik merkezlerinden biri haline gelmiştir. Kent Londra, New York ve Paris’ten sonra iki milyon nüfusuyla dünyanın en büyük dördüncü kentiyken, I. Dünya Savaşı sonrasında nüfusunun dörtte birini kaybetmiştir.Viyana coğrafi konumu ve çoğu imparatorluğuna yıllarca başkentlik yapmış olmasından dolayı gerek mimari gerekse kültürel açıdan Avrupa’nın en güzel şehirlerinden biridir. 

 

Metroya geldiğimizde konaklamamıza yardımcı olacak arkadaş ile iletişime geçtik, Floridsdorfta yaşıyordu Viyana’nın 21. merkez İlçesi.

Floridsdorf: İsmini 1786 yılında 26 aile ile bu bölgeye yerleştrilmiş Hristiyan bir tarikat olan Floridus Leeb adlı gruptan almışdır. Genelde tarım ile geçinen halk zamanla hızlı bir şekilde gelişen sanayinden payını almış ve 8 mayıs 1894 yılında Donaufeld, Jedlesee, Neu-Jedlersdorf ve Floridsdorf adlı bölgeler birleştrilip Floridsdorf adı altında Viyana’ya bağlanmışdır.

Metroya bindiğimizde gördük ki inanılmaz bir metro ağları var 2.10 € gibi bir bilet fiyatı ödeyerek Floridsdorfa doğru yola çıktık vardığımızda arkadaşı telefon ile aradık işinin olduğunu ve geleceğini söylerek beklediğimizi ilettik uzun bir süre bekledikten sonra gelerek bizi evine götürdü stüdyo daireydi ve genel olarak üniversite öğrencilerinin yaşadığı  uygun ve rahat olduğunu söylüyordu. Eşyalarımızı çıkarttık ve duşumuzu alarak dinlenmeyi tercih ettik o akşam, ertesi gün erkenden kalkarak viyanayı gezmeyi planlıyorduk.

Sabah 10:30 gibi kalkarak bizi evinde ağırlayan Ertan arkadaşımız ile birlikte bir şeyler yemeye gittik biraz sohbet ettikten sonra bizle birlikte metroya gelerek ulaşım ve şehir gezisi hakkında bir kaç tüyo verdi.

Metroya bindikten sonra  Stephansplatz’a geldik yani Aziz Stephan Katedrali

Aziz Stephan Katedrali (Almanca: Stephansdom, asıl ismiyle Domkirche St. Stephan zu Wien) Viyana‘nın merkezinde bulunan, 1365 yılında inşa edilmiş olan, Viyana’nın en önemli simgesi durumundaki katedraldir.

Viyana piskopoposluk ruhani dairesinin ana kiliselerindendir. Viyana Başpiskoposu Christoph Schönborn’nun ikametgahıdır. AvusturyaViyana‘nın kalbinde Stephansplatz’ta yer alır. Günümüzde Roma mimarı tarzı ve Gotik tarzıyla görünür. Avusturya Dükü IV. Rudolf tarafından geniş bir şekilde yapımına başlanan kilise daha önceki iki harabe kilise üzerinde yükselir. Avusturya’nın başkentinde en önemli dini yapı olarak, ulusun tarihinde pek çok önemli olaya tanık olmuş ve renkli çatısıyla birlikte şehrin en tanınan sembollerinden biri haline gelmiştir. Bu katedralin doğu yakasında, bir azizin ayakları altında ezilen Osmanlı akıncısı heykeli bulunuyor.

 Ezilen Osmanlı Akıncısı Heykeli

Aziz Stephan Katedrali ilginç bir bilgiyede sahiptir: Katedralinin çan kulesinde 1534’de ihdas edilen; Osmanlıakıncılarının yaklaştığını görüp çan çalarak Viyanalı’lara haber vermekle görevli bir memuriyet, ancak 1956‘da Viyana Belediye meclisince Artık bir Osmanlı tehlikesi kalmadığından ve bu görevin lüzumu olmadığı için..kaldırılmıştır.

 

 

Aziz Stephan Kilisesi

 

Katedral’den devam ederek graben caddesi üzerinde yürümeye başladık

Graben caddesi sağlı sollu kafe, bar, restoran, butik vs tarzda mekanların bulunduğu hoş ve trafiğe kapalı bir cadde.. Cadde de ilerlerken veba heykeline denk geliyoruz bu heykel;

Viyana Veba Sütunu Viyana’nın merkez bölgesindeki Graben semtinde bulunan veba sütunudur. Bölgenin en tanınmış sanat eseridir.

1679 yılında kenti kasıp kavuran son büyük veba salgını sırasında kenti terk eden imparator I. Leopold, salgının sona ermesi halinde bir veba anıtı adamıştı. Aynı yıl içinde geçici bir ahşap sütun Johann Frühwirth tarafından inşa edildi. Sütun korint tarzında yapılmış bir sütunda bulunan kutsal üçlemeyi temsil eden bir inayet koltuğu ve dokuz melek korosunu temsil eden melek figürlerinden oluşuyordu.1683 yılında sütunun mermerden yapılması için Matthias Rauchmiller görevlendirildi. Ancak Rauchmiller’in 1686’da ölümüyle geriye kendisinden sadece birkaç melek figürü kaldı. Birçok yeni tasarıdan sonra projenin tamamlanmasını Paul Strudel üstlendi ve projeyiLodovico Burnacini’nin planı üzerinde şekillendirdi. Burnacini kutsal üçlemeyi melek figürleri ve önünde diz çökmüş dua eden imparatorun temsil edildiği bir inanç figürü bulunduran bir bulut piramidinin üstüne oturtmayı öngörüyordu. Heykeltıraşlar Tobias Kracker ve Johann Bendel’in de katılımıyla sütun 1693 yılında tamamlanabildi.

Uzun süren yapım süresine, defalarca plan değişikliği yapılmasına ve birçok heykeltıraşın katılmasına karşın anıtın homojen bir havası vardır. Planlama zamanındaki yalın, muhafazakar anıt, yapım sırasında veba salgınını teatral olarak simgeleyen barok bir tarz kazanmıştır. Sanat tarihi açısından barok döneme geçişi vurgulayan anıt, dönem heykel sanatını büyük çapta etkilemiş ve tüm Avusturya’da benzerleri yapılmıştır.

Graben Caddesi ve Veba Heykeli

 

 

Graben caddesinden devam ederek Hofburg İmparatorluk Sarayına geldik;

 

Hofburg İmparatorluk Sarayı, Avusturya’nın Viyana şehrindeki tarihi saray.

Başta Habsburg hanedanlığı olmak üzere Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun birçok önemli kişisine ve hanedanına ev sahipliği yapmıştır. Hofburg Sarayı daha çok kışlık malikane olarak kullanılırken Schönbrunn Sarayı yazlık olarak tercih edilmiştir. Sarayda 4.659.852 tane tarihi eser vardır.

Fransız Kraliçelerinden Marie Antoinette Hofburg Sarayı’nda dünyaya gelmiştir. Bu saray 1654 yılında yaptırılmıştır.

Sarayın içinde 1.441 oda bulunmakta ve her yeri gezmek istiyorsanız 40 € kadar da ücret ödemeyi göze alın derim.

 

Hofburg İmparatorluk Sarayı

Sarayın muhteşem ihtişamını, bahçedeki heykelleri incelemek inanılmaz, bu yapıların içinde resmen kayboluyorsunuz.. Sarayı da gezdikten sonra hemen yakındaki Viyana Sanat Tarihi Müzesine geldik bu müzenin karşısında Doğa tarihi müzesi mevcut.

 

Viyana Sanat Tarihi Müzesi (Almanca: Kunsthistorisches Museum) Avusturya’nın başkenti Viyana’da bulunan, dekoratif sanatlar ve güzel sanatlar alanlarında dünyada önemli bir yeri olan müzedir. Müze 2007 yılında 619.318 kişi tarafından ziyaret edilmiştir.

Müze 1891 yılında aynı ismiyle Viyana Sanat Tarihi Müzesi olarak Avusturya-Macaristan İmparatoru 1.Franz Joseph tarafından açılmıştır.

Müzeye giriş ücreti 10 €

Müzeler

 

Müzeden devam ettiğimizde karşımıza Viyana’nın Parlamento binası karşılıyor

Viyana’nın ünlü Ring Caddesi’ndeki muhteşem parlamento binası başlangıçta, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun Parlamentosu için inşa edilmiştir. Ancak bu devasa parlamento binası, inşa edildiği 19. yüzyılın sonlarından itibaren farklı parlamento oluşumlarına ev sahipliği yapmıştır.

Binanın tasarımı, Danimarka asıllı mimar Theophil Hansen tarafından çizilmiş ve 1874 ile 1884 yılları arasında yapımı gerçekleştirilmiştir.

Parlamentonun önünde bulunan Athena Çeşmesi (Athenabrunnen) Karl Kundman tarafından 1893-1902 yılları arasında yapılmıştır. Tuna ve İnn önde, Elbe ve Moldav arkada olmak üzere, en altta uzanan dört figür Monarşi’nin en önemli nehirlerini temsil eder. Bunların üstünde yer alan iki kadın figürü yasama ve yargıyı sembolize ederken, zeka, sanat, strateji ve barışı temsil eden Bilgelik Tanrıçası Athena bulunduğu sütunun üzerinden düzeni denetlemektedir.

 Parlamento Binası ve Bilgelik Tanrıçası Athena Heykeli

Yürümeye devam ettik yorulmuştuk biraz dinlenmeye ihtiyaç duyduğumuz için Votiv kilisesine yakın Wiener Rathaus” ya da eski sarayın yerine yapıldığını işaret eden ismiyle “Neues Rathaus”(Yeni Belediye Sarayı), içinde bulunduğu o güzel yeşil parkta dinlenmeye karar verdik renk renk çiçeklerin olduğu güzel bir bahçede sıcakta banklarda yatan o kadar çok insan vardı ki biz de onlara katılarak biraz dinlenmeyi tercih ettik.

Alsergrund İlçesi’n de bulunan Votiv Kilisesi meşhur Ring Caddesi’n de Viyana Üniversitesi’nin yanındadır.

Eski hanedanlık için İmparator I. Franz Joseph’e Macar Janos Libenyi tarafından yapılmış saldırıdan kurtulduğu için Tanrı’ya şükran amacı ile yapıldığından dolayı Merkez İlçe – Innere Stadt’de ki ünlü Stephan Katedrali’n den daha önemlidir.

Kilise dünyada ki sayılı yeni gotik stilde yapılmış nadir kiliselerdendir.

İmparator I. Franz Joseph’in kardeşi Ferdinand Maximilian’ın çağrısı üzerine kardeşinin silahlı bir saldırıdan kurtulduğu için Tanrı’ya bir minnet amacı ile halka çağrı yaparak kilisenin inşası için halktan para toplanmışdır. Bu çağrıya yaklaşık 300 bin vatandaş uymuş ve kilise inşası için bağışda bulunmuşdür.

1854 yılında proje yarışması açılmış ve 75 proje arasından henüz 26 yaşında genç bir mimar olan Heinrich Ferste’in projesi seçici kurul tarafından beğenilmişdir.

 

Votiv Kilisesi ve o güzel bahçe..

Buradan Tuna nehrinin bulunduğu kanala doğru yürüyerek o taraflarıda gezelim dedik kanal boyunca grafitinin gerçekten sanat olduğunu hissettirecek çalışmalar var hayran kalıyorsunuz, nehir kenarında kafeler ve lüks restoranlar mevcut.

Yolumuza devam ederek stadtpark’a geldik inanılmaz büyük ve yemyeşil bir park ufak bir göleti var, tüm şehirde olduğu gibi burada da heykeller mevcut herkes dinleniyor, geziyor, kitap okuyor, oyun oynuyor. biz de tekrardan uzanacak güzel bir yer bulunca dayanamayıp yattık baya da uyumuşuz.

Kalktıktan sonra Viyana turumuza devam ettik yolumuzun ilk durağı belveder gardenin bir parçası olan havuz, askeri bir anıt ile taçlandırılmış. 

Yolumuza Karl kilisesini görerek devam ediyoruz

Wieden‘de bulunan barok tarzda bir kilise.

Ünlü Karl Kilisesi’ne 1713 yılında İmparator VI.Karl’ın isteği üzerine isimdaşı ve 1576-1578 yıllarındaki cüzzam salgınında hastalanan kişilerin umudu olmuş Kardinal Karl Borromaeus adına yapılmak için ilk çalışmalarına başlanmışdır. Sunulam planlardan Johann Bernhard Fischer von Erlach adlı mimarin yaptığı çalışmalar beğenilmiş ve 1716 yılında da kilisenin yapımına başlanmışdır. 1723 yılında mimar Johann Bernhard Fischer von Erlach’ın ölümü ile kiliseinin geri kalanını oğlu Joseph Emanuel’in planda yaptığı bazı değişikliklerle 1737 yılında tamamlamışdır. Mimar Johann Bernhard Fischer von Erlach kilisenin planlarını çizerken değişik kilise ve tarihi binaları örnek almısdır; örneğin dış yüzeyini Yunan stili Portikus Tapınağı’ndan,iki büyük sütunu Roma’da ki Trajan Sütunları’n dan ve kilisenin girişide Roma barokstilinden almışdır.

Karl Kilisesi

Karl kilisesini de gördükten sonra graben caddesine girmeden albertine müzesini de görme fırsatımız oldu

Albertina Müzesi Avusturya’nin baskenti Viyana’nin önemli sanat müzelerinden biridir. 65.000’den fazla çizimin yanı sıra ağaçbaskı,taşbaskı ve gravür gibi tekniklerle yapılmış bir milyondan fazla baskı eseri ve bir o kadar da modern grafik çalışmalardan oluşan koleksiyonu ile dünyanın en geniş ve en önemli grafik eser koleksiyonlarından birine sahip bir müzedir. Müzeye giriş 12 €.

Graben caddesine girmeden bir çok şehirde olduğumuz gibi burada da kiralık bisiklet olayı fazlasıyla yaygın gene şehir turu otobüsleri ya da faytonlar ile gezebilirsiniz.. graben caddesi hakkında yazdığım bilgiler hakkında örneğini istiklâl caddesi üzerinden yapabilirsiniz akşam üstü inanılmaz kalabalık oluyor mekanlarda boş yer görmek imkansız tekrardan başladığımız noktaya aziz Stephan kilisesinin oraya geldik günün başında içine girmediğimiz ve sadece fotoğraf çekmekle yetindiğimiz kilisenin en üstünde insanları görünce bizde çıkalım bir bakalım ne var ne yok dediğimizde muazzam viyana manzarasıyla karşılaştık ve tavsiyemizdir ki kilisenin üstüne çıkmadan viyanadan ayrılmayın fakat yorucu ve 300 küsür merdivenden belki daha fazla dar bir noktadan çıkıyorsunuz bilginiz olsun aşağı indikten sonra hafif bir bacak titremesi yorgunluk terleme gerçekleşiyor. Biraz dinlendikten sonra metroya binerek tekrardan Floridsdorf’a geldik.

 

Bizi evinde ağırlayan Ertan ve diğer ev arkadaşı olan Mahfuza çok teşekkür ederiz bizleri harika bir şekilde ağırladılar.

bir gezimizin daha sonuna geldik umarım keyifle okumuşsunuzdur.

Paylaşımlarınızı ve beğenilerinizi eksik etmeyin herkese iyi seyahatler.

Ekstra Gezilecek Yerler;

  • Technisches Museum(Teknoloji Müzesi), 
  • Heeresgeschichtliches Museum(Askerî Tarih Müzesi)
  • Sigmund Freud Müzesi,Uhren Museum (Saat Müzesi), 
  • Tramvay Müzesi,
  • Schmetterlinghaus(Kelebek Evi),
  • Welt Museum(Etnoloji Müzesi),
  • Matematik Müzesi,
  • Mozarthaus(Mozart Evi), 
  • House of Music(Müzik Evi), 
  • Kohlmarket,
  • Kartner Strasse,
  • Anker Saati,
  • Hundertwasser Evleri
  • Schonbrunn Sarayı,
  • Belvedere Sarayı: Bahçeleriyle ve sanat gelerileriyle Viyana’nın en çekici yerlerinden biri.Staatsoper-(Opera Binası) Çoğu insanlara göre dünya operasının merkezi.
  • Secession Jugendstil bir sanat evi.
  • Prater, dinlenme ve eğlence alanı
  • Augarten, bir saray ve park
  • Schwarzenberg Sarayıbulunan ki sayılı barok stilde bir saray.
  • Hundertwasser Evi
  • Arsenal Müzesi
  • Sankt Marx Mezarlığı
  • Haus des Meeres
  • Raimund Tiyatrosu
  • Theater an der Wien
  • Museumsquartier
  • Volkstheater
  • Theater in der Josefstadt
  • Liechtenstein Sarayı
  • Volksoper
  • Zentralfriedhof
  • Gasometer, Viyana
  • Friedhof der Namenlosen
  • Schloss Neuwaldegg
  • Schwarzenbergpark

 

Küçük Büyük Şehir: Bratislava

Merhaba arkadaşlar blog yazılarıma Budapeşte seyahatimin devamı olan Slovakyanın başkenti Bratislava  gezisi ile devam ediyorum. Umarım keyif alacağınız bir yazı olmuştur.

Budapeştede son sabahımızdı erkenden kalkıp şehir dışına yürüyecektik malum otostop ile seyahat ediyoruz.

Pest tarafından buda tarafına geçerek şehrin dışına doğru yürüdük, amacımız Zagreb tarafına giderek orada Slovenya, oradan da İtalyaya gitmekti fakat olmadı.

Şehrin dışına doğru yürümeye başladık sabah sıcağı başlamış, sırtımızdaki çantalar bir süre sonra isyan bayrağını çekmemize sebep oluyordu, uzun bir yürüyüşten sonra biraz otostop denedik fakat olmayacağını anlayınca biraz daha yürüyelim istedik. Yürümeye devam ettiğimiz de iki çiftin de viyana tarafına otostop çektiğini gördük uzun tutmayarak selamlaştık ve yolumuza devam ettik. Az ileride devam etmek faydalı olacaktı çünkü onlar bize engel oluyorlardı ya da biz engel olacaktık. 🙂

Artık baya baya şehrin dışına çıkmıştık, market görüp bir şeyler almak gerektiğine karar kıldık. Çünkü daha sabah kahvaltısı yapmamıştık hem de yanımıza ne olur ne olmaz diye bir şeyler alalım dedik.

Sait markete girdi, ben de çantalara göz kulak oluyordum son paramızla bir şeyler alıp geldi biraz oturup dinlendikten sonra yürümeye devam ettik.

Hava iyice sıcak yüzünü bize göstermeye başlamıştı, ama duran bir araç dahi yoktu.. Otobana çıkmıştık artık gözümüzü karartıp otobanda yürüyorduk, Sait önden kaptırmıştı hızlı hızlı yürüyordu aramızda 10-15 metrelik bir mesafe oluşmuş, ben ise sıcaktan yol kenarında üstüne bir şeyler yazarız diye aldığım pis kartonu kafamın üstüne koymuş dalgın dalgın yürüyordum ki, bir transport durdu yanımda bir an heyecanlandım, tepki verememiştim bile.

Sordular nereye gidiyorsunuz diye, – dedim zagrebe gidiyoruz biz, siz nereye diyince Bratislava tarafına gittiklerini söyledikler.

Uzakta olan Saite birkaç kez bağırdıktan sonra anca duyabilmişti beni geldi ne yapalım ne edelim derken bindik.

Kısa bir sohbet ettik arabasına bindiğimiz genç arkadaşlarla. erken kalktığımızdan ve yorgunluktan ötürü uyumuştuk. kısa bir yolculuktan sonra bratislavaya geldik..

Otobanda indiğimizden merkeze gidebilmek için bulunduğumuz köprüden aşağı inmemiz gerekiyordu ki inişimiz pek kolay olmamıştı, çalılıkların, evsiz insanların kaldığı yerlerden geçerek aşağı merkeze giden yola inmiştik.

tuna nehri & bratislava köprüsü

 

Tuna Nehri Ve Bratislava Köprüsü (UFO)

Bratislava  (/ˈbracɪslava/AlmancaPressburg/PreßburgMacarcaPozsony)

Slovakya‘nın başkenti ve en büyük şehiridir.

Avusturya‘nın başkenti Viyana’nın 50 km kadar doğusunda bulunan şehir yaklaşık 450.000 nüfusa sahiptir. Tuna Nehri kıyısında yer alan şehir hem Avusturya’ya hem de Macaristan’a sınırdır. (Dünyada bu şekilde iki devlete sınırı olan sadece iki tane başkent vardır.)

Bratislava, parlamentosu, devlet binaları, üniversiteleri, müzeleri ve tiyatroları ile Slovakya‘nın siyasi ekonomik ve kültürel merkezidir. SlovaklarAlmanlarMacarlarAvusturyalılarÇekler ve Yahudiler şehrin geçmişinde güçlü izler bırakmıştır. Bratislava, bu kozmopolit ruhunu hâlâ muhafaza etmektedir. Şehir çok sayıda festival ve ticari sergiye ev sahipliği yapmaktadır.

En eski Kelt şehirlerinden olan en genç Avrupa başkenti Bratislava; tarihte Roma İmparatorluğu’nun sınırında bulunan, Macar Krallığının önemli merkezi, Orta Çağ’da, Tuna üzerine yapılmış olan son liman şehridir. Aynı zamanda zengin şarap kültürüne sahip tüccarların ve zanaatkârların kenti bugün; Alman, Macar ve Slovakların bir arada harmoni içinde yaşadığı kozmopolit bir şehir olmakla birlikte beklenmedik ekonomik ve kültürel gelişimiyle şaşırtmaktadır.

 

Kısa bir yürüyüşün ardından merkeze gelmiştik küçük bir şehir olduğundan kalmayacak kısa bir süre gezdikten sonra viyanaya devam edecektik.

Yürüdüğümüz nokta Hviezdoslavovo Namestie bir yürüyüş yolu sağlı sollu kafe, bar, iş yerlerinin olduğu bir yer. Sizleri ilginç bir çok heykel karşılıyor bu yürüyüş yolunda şehirin genelinde olduğu gibi.

namestie 2 namestie 1 namestie 3

 Hviezdoslavovo Namestie

 

Yürüyüş yerinin sonunda sizleri güzel mimarisiyle,

Bratislava Ulusal Tiyatrosu(Slovenské Národné Divadlo) karşılıyor.

Eğer klasik müzik hayranı iseniz; Hviezdoslavovo Meydanı’nda bulunan Ulasal Slovakya Tiyatrosu’nda Slovak Filarmoni Orkestrası sürekli olarak performans sergilemektedir. Bu ihtişamlı tiyatro binası, opera ve bale gösterileri izleyebileceğiniz en güzel ve en gözde mekândır. 1884’te ünlü Viyanalı mimarlar Ferdinand Feller ve Hermann Helmer tarafından yapılmış olan görkemli yapı, dünyadaki benzerlerini kıskandıracak nitelikte dünya opera ve balesinin önde gelen büyük isimlerini ağırlamıştır. Örneğin F. Saliapin, P. Mascagni, R. Strauss, G. Filip, M. Freni, P. Capuccili, R. Reznikov, J. Obrazcova., M. Fonteyn,Dansçıları, A. Alonso, V. Vasiliev burada sanatlarını sergilemiş; Peter Dvorsky, Josef Kundlak, Jan Galla, Eva Jenisova, Edita Gruberova and Lucia Poppova gibi isimler ise bu tiyatroda yetişerek dünyaya açılmıştır.

 Bratislava Ulusal Tiyatrosu

Slovakya Ulusal Tiyatrosu

 

Tiyatronun önünde fotoğrafımızı da çektikten sonra devam ederek, Schoener Náci heykelinin olduğu yere geldik bu heykelde diğer ünlü Bratislava heykellerinden birtanesi diyebiliriz.

 

Naci, 20.Yüzyıllar’ın başında Bratislava’da yaşayan ve çok bilinen bir figürdür. Gerçek ismi  Ignác Lamár olan ve aslında çok fakir, sağlık açısından da hasta olan bu adam, herşeye rağmen şık giyinir, kadife şapkasını takar ve caddelere çıkıp halkı; özellikle şehrin güzel hanımefendilerini selamlarmış. Bölge esnafı turistik bir simge haline gelen Ignac’ı çok sever, bu hareketlerinden dolayı ona gıda temin ederlermiş. Aslen bir palyaçonun da oğlu olan Ignac, bugün heykeliyle de olsa hala Bratislava’nın sevilen figürlerinden.

Yolumuza devam ettikten sonra bir diğer ve bir o kadar da ilginç olan Cumil heykeli bu heykel;

Bratislavanın semboli haline gelmiş ‘’cumil heykeli’’nin yapılış amacı 1805 senesindeki istilayı ve bu istila sonrası korzon’un yani eski şehrin yeniden inşasını anlatmaktadır.‘’Cumil’’ 1997 senesinde yapılmıştır.

cumil and Schoener Naci

Schoener Náci ve Cumil (Man At Work)

Yürüyüşümüze Bratislava Şehir Müzesi (Mestske Müzesi) ile devam ettik içeri girmedik fakat mimari bakımından etkileyiciydi.

‘’Arkeolojik ve tarihi eserlerin sergilendiği Şehir Tarihi Müzesi; Macar krallarının taç giyme törenleri, el sanatları tarihi, ortaçağ zindanları ve bunun yanı sıra antik müzik enstrümanları sergilemektedir.’’

Müzesinin önündeki meydanın etrafında oturulacak bank ve mekanların yanı sıra zaman zaman farklı gösterilere ev sahipliği yapıyor ki, bunlardan bir tanesine denk geldik biz de.

Viking döneminden gelmiş gibilerdi, Viking giyinimli orta yaşında üstünde olan bu kişiler kısa süreli de olsa güzel bir konser ile hem oradan geçen hem de kafelerde oturan insanların kulak paslarını silmiş oldular.

Bratislava City Museum

Bratislava Şehir Müzesi 

Slovakya mutfağında “Macar” etkisi görülür.
Ne içmek gerekir derseniz, bu kez “Slovak bira” larının mutlaka tadına bakmanızı öneririm. Bu biralardan en iyilerinden birinin markası “Spis” dir.

Bratislava Street2

Bratislava Eski Şehir

bratislava street

 Bratislava Eski Şehir

Eski şehirin sokakları trafiğe kapalı ve dar sokakları var, gezmek gerçekten eğlenceli oluyor mimariye bakarken ara sokaklardaki tatlı mekanlar ilginizi çekebiliyor, yolumuza devam ederken Micheal Kapısına geldik bu kapının altında

Şehrin 0 noktası olarak kabul edilen yerden, dünyadaki diğer şehirlere olan uzaklıklar yazılmış.

Michael Kapısı

Micheal Kapısı 

 

Micheal kapısına yakın bir bölgede şehrin yüksek tepesinde

’Bratislava Kalesi ( Hlad ) yer alıyor bizim zamanımız olmadığı için çıkamamıştık fakat şehri daha net ve güzel görebileceğiniz bir nokta kesinlikle görülmesi gereken yerlerden.

Eski şehrin üzerinde bulunan tepeye yapılmış kale, Bratislava hakkında yazılı kayıtlarda bulunan ilk yerdir. Bu yazılı kayıt; 907’de yazılmış olan Salzburg anıtlarıdır. Yazıda Bavyeralılar ve Macarlar arasında geçen savaş anlatılmaktadır. Kalenin ilk sahiplerinin Keltler olduğu düşünülmektedir. Keltlerin kaleye verdikleri isim ise Oppidum’dur.

hlad castle

 

Şehir içinde ulaşım ise tramvay, otobüs ile sağlanıyor bunlardan ilginci İngilterede bulunan otobüsler gibi kırmızı ve iki katlı otobüsler ilginizi çekiyor, onun dışında eski ve yeni tramvaylarda yerel halka ve turistlere hizmet veriyor.

Şehir içinde kırmızı, şirin ve 20€ gibi bir ücreti olduğunu öğrendiğim şehir turu yaptıran üstü açık taşıtlar var.

Daha sonra vakit kaybetmeden Viyana geçmek için Bratislava köprüsünden geçerek otostop çekeceğimiz yere doğru yürüdük..

Ve Bratislava’ya Gidecek Olanlar İçin Gezilecek Görülecek Yerler

Gezilecek Yerler: Bratislava Old Town, Büyük Meydan, Aziz Elizabeth (Mavi Kilise), Slavin, Old Town Hall, Devin Kalesi, Cumil, UFO Observation Deck, Danubiana Meulensteen Art Museum, Michael Kapısı, Slovak National Theatre, St. Martin’s Cathedral (Dom svateho Martina), Bratislava City Museum (Mestske Muzeum), New Bridge (Novy Most), St. Michael’s Tower & Street, New Bridge (Novy Most), The new building of the Slovak National Theatre, Botanical Garden, Chatam Sofer Memorial, Primates’ Palace (Primacialny palac), Czechoslovak Fortification Museum, Slovakia’s White House – Grassalkovich Palace, Czechoslovak Fortification Museum, Jesuit Church (Juzuitsky kostol), Footbal Stadium Pasienky, Nedbalka Gallery mutlaka görmeniz gereken yerlerin başında gelenlerdir.

Bratislava’ya Yakın Havaalanları

Viyana havaalanı (49km), Brno-Turany havaalanı (116km), Zilina D. Hricov havaalanı (156km), Balaton havaalanı (164km), Budapeşte havaalanı (171km)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tuna’nın İncisi: Budapeşte

Merhaba arkadaşlar uzun süredir yazmak istediğim fakat yeni yazma fırsatı bulduğum Sait arkadaşımla otostop yolculuğumuzun 7 gün 4 ülke süren 50 euro harcadığımız güzel anıların olduğu Budapeşte gezimiz ile yazılarıma başlıyorum.

Eğlenceli olduğu kadar yorgunluktan halsiz kaldığımız 7 günlük bir seyahatti, planımıza sıcaklıktan ötürü sadık kalamasakta Prag’a kadar gidebilmiştik.

Seyahatimiz gönüllü olduğumuz Romanyanın ufacık şehri olan Râmnicu Vâlcea’dan başlamıştı. Başlangıç için gideceğimiz ilk şehir Romanyanın Macaristan sınırına yakın olan Arad şehiriydi.

31 temmuz günü yola çıkarak hem arad’ta 1 gece dinlenecek ertesi gün ki uzun Budapeşte yolculuğumuz daha kolay olacaktı.

31.07.2013

Geceden hazırladık çantalarımızı ne var ne yok lazım olabilecek en ufak eşyaya kadar koyduk çantalarımıza çünkü uzun bir yolculuğa çıkıyorduk ama nereden bilebilirdik planlar altüst olup sıcak’ın bu kadar etkili olabileceğini.

Sabah 7:30 gibi kalkarak son hazırlıklardan sonra otostop çekmek için şehirin dışına doğru yol aldık..

Amacımız direk bir Türk tırıyla birlikte Arad’a kadar gidebilmekti ama o saatte çok fazla Türk tırı geçmeyince bir Rumen arabası ile Sibiu’ya kadar gelebildik. Arabadan indik ama bir allahın kulu bizi almıyor otobana çıktık kimse durmuyor tabi otobanda,(Sait ile Doğancan Kim Ki) uzun bir aradan sonra bir Türk tırı durdu sağolsun götürebileceğini söylemişti ki, biz de sıkılmaya başlamıştık beklemekten.

Tıra bindikten sonra fiks muhabbetlerimiz ne yapıyorsunuz, ne ediyorsunuz burada gibi sorularla uzun bir sohbet başlamıştı, kısa bir süre sonra mola vermek isteyen şoförümüz karnımızı doyurabileceğimiz yol kenarında bir lokantaya götürdü bizi. Amcamız sağolsun işkembe çorbası, çay ve baklava ikram etti bize iyi de gelmişti. 🙂 (İşkembe Çay Baklava ilginç gelebilir sorabilirsiniz ne işi var Romanyada. Bulgaristan ve Romanyada bir çok Türk garajı var yol kenarlarında tırlar için, burada Türkiyede ne çeşit yemek varsa hepsinden bulabiliyorsunuz. )

Yemeğimizi yedik, çay içip sohbet ettikten sonra yola çıktık saat 17:30 gibiydi Arad’a gelmiştik. Aradta gönüllü arkadaşlarımızın konakladığı yurda giderek eşyalarımızı bıraktık. Akşamına şansımızadır ki Perudan gönüllü olarak Romanyaya gelen arkadaşın kültür gecesi vardı kendi kültürünü tanıttığı bir akşamdı ona katılalım dedik. Ona katıldıktan sonra yurda geçerek son plan ve sohbetlerimizi yaptıktan sonra uyuduk.

01.08. 2013

Arad Nâdlac Sınır Kapısı: Sabah erkenden kalkmıştık Aradın çıkışına giderek, sınır kasabası olan Nâdlac’a otostop çekmemiz oradan da sınır kapısına yürümemiz gerekecekti. 45 dakika 1 saat civarı sabah sıcağında otostop çektikten sonra bir araç bizi alarak Nâdlac’a bıraktı, o sırada ben araçta güzel bir uyumuştum. 🙂

Araçtan inip 3 KM yürüdükten sonra sınır kapısına gelmiştik ama tedirgindik, vizemizi polonyada almıştık sıkıntı oluşturabilirlerdi.

Sınır kontrol noktasında yayan olduğumuz için nereden geçeceğimizi bilmiyorduk ki gözümüze Türkçe dorse yazıları ilişti, Tır otoparkında Türk birisini bulduk sorduk sağolsun anlattı hemen durumu tam o sırada Rumen polisi gelerek pasaportlarımızı kontrol etti ve araç noktasından geçebilirsiniz dedikten sonra iyi günler diledik ve başladık sınır kapısında yürümeye gidiyoruz ama ne bir polis ne bir kontrol noktası var. Baktık ki ileride az da olsa bir araç kuyruğu var.

Araçların yanından geçtikten sonra, araçları kontrol eden adama pasaportlara uzattık fakat beklemimizi söylemişti 1 dakika sonra bir bayan geldi, adama niyedir ki Türk mü bunlarda dedi anlayamamıştık sanırım bizim gibi deli çoktu. Geçtikten sonra bir mutluluk bir rahatlık farklı bir duyguydu oturduk biraz dinledik keyfini çıkarttık.

Blog yazısı fotoğraf 1 SINIR Romanya-Macaristan Sınır Kapısından

Tekrardan yola koyulmuştuk sınırdan kapısından ayrıldıktan sonra sınır kapısının hemen ilerisinde ki benzinliğin oradan otostop çekmeye başladık kimse durmuyordu Türk tırıda geçmiyordu. Kısa bir süre sonra Macar plakalı bir tır durdu budapeşteye gideceğimizi söyledikten sonra atlayın diyince bindik hemen eğlenceli güler yüzlü birisiydi ama kendi dilinde konuşunca sıkıntı oluyordu, espiriyi kendi yapıp kendi gülebiliyordu. Tırın içine normalde 3 kişi binmesi yasaktır, Sait yatakta oturuyordu polis, eds vs. farkedince adam gülerek otur otur işareti yapıp kendi kendine eğleniyordu. 🙂

Akşamüstü gibi budapeşteye gelmiştik, tırıyla geldiğimiz adam bizi şehirin bir yerine bırakmıştı ama neresiydi hiçbir bilgimiz yoktu. Telefonumuz da sıkıntı olmuştu evinde kalacağımız gönüllü arkadaşları arayamıyorduk. Ne yapalım, ne edelim derken yürüyelim azcık dedik. Bulunduğumuz yer şehirin dışındaydı fabrikalar, depolar vs vardı sürekli büyük araçlar geçiyordu.. Yürümeye karar verdik ve yürüdükten kısa bir süre sonra market, evler vs görünce bir markete daldık soralım dedik gideceğimiz bölgeyi, yeri.

70-80 yaşlarında 2 çiftten erkek olan o tatlı amcamız harika İngilizcesi ile bize yardımcı olmuştu, giderken de Türkçe görüşürüz diyince tatlı bir gülümseme oldu suratlarımız da Saitle.

 Otobüs ile metroya oradan da Budapeşte’nin peşte tarafında olan blaha Lujza Ter Metrosunda inerek arkadaşlarımızı beklemeye koyulduk ama karnımız acıkmıştı. Arkadaşlarımız gelene kadar karnımızı doyuralım dedik bir yer ararken her yerde olan

 

BudapeşteMacaristan‘ın başkentidir. Aslında Tuna nehrinin iki yakasındaki Budin ve Peşte‘nin 17 Kasım 1873 yılında birleşmesiyle oluşmuş şehirdir.

Macaristan‘ın politik, kültürel, ticari, endüstri ve ihracat merkezidir. Berlin’den sonra Orta Avrupa’nın en büyük ikinci şehri olup, Macaristan nüfusunun beşte biri, 2003 yılı sayımına göre 1.719.343 kişi, Budapeşte’de yaşamlarını sürdürmektedir.

Budapeşte coğrafi konumu, tarihî eserleri ve diğer çekicilikleri ile Avrupa’nın en güzel şehirlerinden biridir. Şehir Tuna’nın batı (sağ) yakasında Buda (Budin) ve doğu (sol) yakasında Peşte şeklinde iki bölüme ayrılmıştır. Tuna’nın batı kıyısında Buda kalesinin çevresindeki görece engebeli bölgede tarihî semtler uzanır. Şehrin iş hayatının merkezi ve kalabalık semtleri ise Tuna’nın doğusundaki ovaya açılan düzlüktedir.

 

 Türk dönercisi bulduk, avrupada genelde 2. Eviniz gibi oluyor bu dönerciler. 🙂 Vakit kaybetmeden girdik döner ve ayran siparişi verdik bir güzel karnımızı doyurduk 950 macar forinti gibi bir ücret ödedik toplamda.

 Evinde kalacağımız arkadaşlar telefon açtıktan sonra dönerciden çıkarak onlarla buluştuk, o yorgunlukla çok yürüyeceğimizi düşünürken 3 dakika bile sürmemişti gideceğimiz yer, eve girdik kalacağımız odayı gösterdiler, evi de  gösterdikten sonra işlerinin olduğu siz dinlenin dedikten sonra duş, istirahat vs derken akşam oldu.

 

blog yazısı fotograf ev

  Kaldığımız Evden

Biraz dinlendikten sonra bizi ağırlayan kız arkadaşlarımızın yanına gittik. Bir kafede oturuyorlardı bira içtip sohbet ettikten sonra  Ceren ve Eliza’nın yanından ayrıldık biraz şehiri turlamamız gerekiyordu artık.. Arkadaşlarımızı tanıtmak gerekirse Türk aşığı Polonyadan Eliza ve soyadı benimle aynı olan hâlâ konuştuğum canım arkadaşım Ceren. 🙂 (Blogumda yarışmaya katılan 2 gencin hikayesi tadında oldu.) 🙂

Bu arkadaşlar budapeştede bir Sivil Toplum Kuruluşunda gönüllü olarak madde bağımlısı arkadaşlar ile çalışıyorlar, maddi bağımlılığını azaltmış yaşamını düzene sokmuş ama hâlâ arada kullanan gençler ile de aynı evde kalıyorlar.

Macarcada Türkçeden gelen çok sayıda kelime yer almaktadır. Bunlardan bazıları anya (ana-anne), atya (ata-baba), szakáll (sakal), papucs (terlik), alma (elma), bajusz (bıyık), zseb (cep), kicsi (küçük), tepsi (tepsi), kurultaj (kurultay) gibi kelimelerdir.

 

Artık turumuz başlaaaaaasın!

Günün sıcaklığından ve çantalardan kurtulmuşuz, duşumuzu almışız rahat rahat geziyoruz.  Avrupanın genelinde olduğu gibi harika bir mimarinin olduğunu söyleyebiliriz gerçekten büyüleci..

Budapeste Blog fotograf 3

 

Tuna Nehri ve Gallert Tepesi

Hava kararmak üzereydi bu saatte en güzel yerin Gellert Tepesinden olacağını söylediler, Tepeye geçebilmek için Elizabeth köprüsünden geçiyorsunuz. Bu köprü

Macarca  Erzsebet Hid diye yazılıyor. 1897-1903 yılları arasında yapılmış. Tamamlandığında, dünyanın en uzun asma köprüsü imiş. Adını imparator Franz Joseph’in eşi Macaristan’ın Kraliçesi Elizabeth’den almış II. Dünya savaşında, diğer köprüler gibi yıkılmış ve 1964 yılında yeniden inşa edilmiş.

Köprüden devam ederek gellert tepesine çıktık baya yüksek olan bu tepe budapeşteyi tamamen görebileceğiniz ve özellikle akşamüstü harika manzaranın olduğu bir yer, kesinlikle budapeşteye gittiğinizde uğramanız gereken yerlerden birtanesi.  Tepe adını bir rivayete göre Hıristiyanlığı kabul etmek istemeyen paganların Piskopos Gellért’i bir varil içerisinde tepeden yuvarlayıp öldürmesinden ötürü almış.

blog yazısı budapeste 4

Elizabeth Köprüsü ve Gallert Tepesinden Budapeşte Manzarası

Gallert tepesinden indikten sonra sol taraftan Margaret adasına doğru tuna nehri boyunca inanılmaz bir yürüyüş yolu var.. Tramvay, bisiklet yolu, yürüyüş yolu ve bir alt tarafta da araç yolu mevcut.. Hayranlığımızı ve Budapeşte de yaşama hayallerimizi esirgeyemediğimiz bir yürüştü keyifli ve heyecanlı..

 

blog yazısı fotograf 5

Tuna Nehri Buda Tarafı Yürüyüş Yolları

Yolu tamamladıktan sonra Margaret köprüsünden eve doğru devam ettik. Eve geldiğimizde kimse yoktu. Kısa bir süre arkadaşlarımız da geldiler, geldiklerinde içmişlerdi Eliza ve Letonyalı diğer gönüllü arkadaş hadiyin içmeye gidelim tekrar diyince yorgunluğumuzu unutup Margaret adasına gittik yoldan içkilerimizi de alarak adada bulunan bir iskelede uzanarak biralarımızı yudumlayıp kafa dinleyip yıldızları seyrettik keyifliydi ve uyuma vakti gelmişti 1-2 saat oturduktan sonra evin yolunu tuttuk..

 

02.08.2013

Budapeştedeki 2. Günümüzde yorgunluktan dolayı saat 11 gibi kalktık ilk işimiz karnımızı doyurmak oldu. Bir şeyler atıştırdıktan sonra gece gittiğimiz de çokta bir şey göremediğimiz Margaret adasıydı. Tunanın Ortasında büyük bir ada içinde Hayvanat bahçesinden, otel, yüzme havuzlarına kadar binbir eğlence alanı mevcut..

Margaret Adası (MacarcaMargit-sziget Budapeşte Macaristan‘da yer alan bir ada. Tuna nehrinin ortasında yer alan ada, parkları ve tarihi yapıları ile dikkat çeker. Adanın uzunluğu 2,5 kilometre genişliği ise 500 metredir. iki ayrı köprü ile Budapeşte’ye bağlanır. Ada şehir merkezine yaklaşık 15 dakika uzaklıktadır. Margaret adası ismini Macar kralı IV.Béla’nın kızı Margaret’ten alır. Savaş döneminde kızını tehlikelerden korumak isteyen kral adayı onun için bir yaşam alanına dönüştürmüştür. IV.Bela‘nın kızı Margaret bu adada bir manastırda yaşamış burada din ve fen eğitimleri almıştır.

12. yüzyılda Aziz John şövalyeleri buraya yerleşmiş ve bugün hala varlığını devam ettiren birçok önemli yapı o dönemde inşa edilmiştir. Çoğunlukla kilise ve manastırları dikkat çeken ada uzunca bir dönem kraliyet ailelerine hizmet vermiştir.

margaret adası

 Margaret Adasından

Sıcak aylarda giderseniz o sıcaklarda bile koşanları, su sporlarını tuna nehrinde öğrenen genç arkadaşları göreceksiniz. Bizde birazcık tadını çıkartmak için bir gece önce ki iskeleye giderek ayakkabılarımızı çıkartarak birazcık serinlemeye çalıştık..

Kısa bir oturmadan sonra adayı turlayarak Buda kalesine doğru yol aldık.. Gellert tepesinden olduğu gibi Margaret köprüsünden de buda kalesi ve Meclis binası harika duruyor.

budapest meclis binası

Meclis Binası

Macaristan Parlamento Binası (Orszaghaz)

Mimarlık Stili: Gotik
Bulunduğu Yer: Budapeşte, Macaristan
İnşaat Tarihleri: 1885 – 1904
Mimar: Imre Steindl  Macaristan Parlamento Binası, Avrupa’nın en eski idari yapılarından birisini oluşturuyor. Macaristan’ın en büyük yapısı ünvanına sahip bu parlamento binası Romanya’dan sonra Avrupa’nın da en büyük ikinci ulusal Parlamento Binası.1873 yılında üç ayrı şehirin birleştirilmesiyle oluşturalan Budapeşte’de 1880 yılında Macarları temsil edecek ulusal bir parlamento binasının inşa edilmesine karar verildi. Açılan yarışmayı Imre Steindl kazanmasına rağmen, katılımcı iki mimarın tasarımı da Etnoğrafya Müzesi ve Tarım Bakanlığı binaları olarak inşa edildi.Yapının inşaatına 1885 yılında başlandı. Parlamento her ne kadar Macar Krallığı’nın kurulmasının 1.000 yılı vesilesiyle 1896 yılında resmen açıldıysa da, binanın tamamlanması 1904 yılına kadar sürdü.Tıpkı Westminster Sarayı gibi Gotik Stilde inşa edilen bu yapı simetrik dış cephelere ve merkezi bir kubbeye sahip. 268 metre uzunluğunda ve 123 metre genişliğinde olan bu yapıda 10 iç avlu, 13 asansör, 27 giriş kapısı, 29 merdiven, 691 oda (200 adeti ofis olmak üzere) yer almakta. 96 metre yükseklik ile Macaristan Parlamento Binası Budapeşte’nin en yüksek ikinci yapısı ünvanına sahip.

Ara bir sokakta manav bularak meyve ve sıvı ihtiyacımızı karşılayacak bir şeyler aldık,  ara sokaklardan ve merdivenlerden çıkarak ilk olarak balıkçı tabyası ile karşılaştık ve inanılmaz bir kalabalık vardı.

ve sonunda ‘’buda kalesine’’ gelmiştik. Tuna’nın batı kıyısında Buda kalesinin çevresindeki görece engebeli bölgede tarihî semtler uzanır. Buda kalesinin etrafındaki hemen hemen bütün sokakları gezmenizi önerebilirim gerçekten harika sokakları var, çiçeklerle düzenlenmiş, taşlı sokaklar, birbirinden şirin araçlar, güzel güzel posta kutuları o kadar güzel bir hava katmış ki..

Buda kalesinin etrafında; 

Balıkçı Tabyası Görsellik amaçlı olarak Matyas Kilisesinin önünde boy gösteren bu anıt 1895’te balıkçılar loncası için yapılmış. Kilise ile aralarında Hristiyanlığı Macaristan’ın dini olarak benimseyen Aziz Istvan’ın at üzerinde heykeli bulunmakta. Kilisenin biraz daha batısında 18 yydaki veba salgınından kurtulmanın anısına bir heykel dikilmiş.

 Mathias Kilisesi  Kale bölgesi içinde kalan Eski Buda ‘da yer alır. Avrupa’nın önemli kiliselerinde olduğu gibi farklı kısımları farklı dönemlere aittir. Kulesinin ortaçağ’dan kalma olduğu söyleniyor. 15. Yüzyılda yeniden inşa edilen bu görkemli katedral Osmanlı döneminde camii olarak faaliyet göstermiş.

 Macar Ulusal Galerisi: www.mng.hu Kraliyet Sarayı içinde, tarihi değere sahip Macar sanatı örnekleri sergilenmekte. Ortaçağdan kalan dini motifler, ahşap ikonlar, altar panoları, Rönesans, Barok, 19. yy, 20. yy gibi farklı dönemlere ait farklı temalardan yağlıboya tablolar müzenin değerleri. 

budapeşte gezisi 6

Balıkçı Tabyası &  Mathias Kilisesi 

blog yazısı buda tarafı

 

Buda kalesi sokakları, evleri, arabaları..

Kalenin yanında aşağı Zincirli köprüye inebilmek için  alternatif olarak Füniküler var fakat fiyat konusunda pahalı olabilir o yüzden yürüyerek aşağı inmek bizim işimiz. 🙂

Aşağı indikten sonra Széchenyi zincirli köprüsü’nden peşt tarafına geçtik yorucu bir gün olmuştu artık eve gitme vaktiydi yavaş yavaş geze geze eve giderek eşyalarımızı toparlamaya başladık uzun bir yolculuk bizi bekliyordu sabaha.. Budapeşte bu kadar değil tabi ki ama biz anca bu kadarını gezebilmiştik.

Zincirli Köprü  (Szechenyi):  Kentin ilk köprüsü.(1839-1949) İkinci dünya savaşından nasibini almış ama savaş sonrasında onarılıp 100. yıldönümünde yeniden kullanıma açılmış. İki başında da her bir ayağın üzerinde aslan heykelleri var.

 
Zincirli Köprü   (Szechenyi
 
                                                                                                   Zincirli Köprü  (Szechenyi)

Yazım biraz uzun olduğu için kusura bakmayın umarım yaşayarak ve keyif alarak okumuşsunuzdur. Bana destek olmak isterseniz yazımı paylaşabilir, şikayet veya önerileriniz için iletişime geçebilirsiniz.

Sırada bratislava, viyana ve prag yazılarım var..

GEZMEK DOĞAMIZDA VAR!

Sosyal Medya: www.facebook.com/dogancancetinn

Twitter: https://twitter.com/DogancanCetin

Tax Free Nedir?

 

1) Tax Free Nedir? 

Tax Free Uygulaması, Turist olarak gittiğiniz Yurt Dışı’nda ki alışverişlerinizde aldığınız ürünün ülke tarafından belirlenmiş olan vergisinin belirli bir kısmını aldığınız uygulamaya verilen isimdir.

Örnek verecek olursak en basitinden Almanya’da 629 Euro’ya satılan Iphone 4s 16gb modelinin 72 Euro olan Tax Free geri ödemesini Nakit ya da Kredi Kartına hatta çek olarak alabilirsiniz.

2) Uygulanacak adımlar nelerdir? 

Tax Free için yapılması gereken 3 basit adım vardır
a) Ürününüzü satın alır iken Faturanızı Tax Free faturası olarak isteyiniz.
b) Aldığınız Tax Free faturasını ürünü aldığınız ülkede ki Gümrük Ofisine onaylatınız.(ürün yanınızda olmalı )
c) Biriktirdiğiniz aynı zamanda onaylattığınız Faturalarınız da ki vergi miktarlarını Dünya’da bulunan 200 ü aşkın Tax Free Ofisi’nden birinden Nakit, Kredi Kartınıza aktararak ya da Çek olarak alabilirsiniz.

3) Hangi Ülkeler de Tax Free Geçerlidir? 

Geçerli olan Avrupa Birliği Ülkeleri: Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Kıbrıs, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Almanya, Yunanistan, Macaristan, İrlanda, İtalya, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Malta, Hollanda, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovakya, Slovenya, İspanya, İsveç ve İngiltere.

Geçerli olan Dünya Ülkeleri: Arjantin, Avusturya, Belçika, Hırvatistan, Kıbrıs, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Almanya, Yunanistan, Macaristan, İzlanda, İrlanda, İtalya, Kore, Letonya, Lübnan, Lihtenştayn, Litvanya, Fas, Meksika, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Polonya, Portekiz, Singapur, Slovenya, Slovakya, İspanya, İsveç, İsviçre, Türkiye ve İngiltere.

4) Bu Uygulamadan kimler faydalanabilir? 

Bu uygulamadan yalnızca turistler faydalanabilir. Eklemek gerekirse gittiğiniz ülkede oturma izniniz varsa ( örnek vermek gerekirse özellikle Avrupa’da yüksek lisans okumaya (erasmus dahil ) giden arkadaşlar için ya da Avrupa’ da yaşayan vatandaşlarımız için Avrupa Birliği içeresinde ) bu uygulamadan faydalanamıyorlar.

5) Tax Free için minimum bir alt limit var mı? 

Evet! Vardır. Örnek olarak Almanya için bu tutar 25 Euro dur.

6)Tax Free Ofislerinin yerleri nerededir ? 

http://www.global-blue.com/traveller-services/tax-free-shopping/refund-points/
Bu linkte Her Ülkenin Ofislerinin yerleri, çalışma saatleri yazmaktadır.

7)Almak istediğim üründen alacağım vergi miktarını nasıl hesaplayabilirim? 

Ülkeden ülkeye değişmekle birlikte ve kesin olmamakla birlikte şu adres sizin için hesaplıyor
http://www.global-blue.com/traveller-services/tax-free-shopping/refund-calculator/

8) Hangi Ülkede Hangi Kurallar geçerli bilmiyorum diyorsanız 

http://www.global-blue.com/traveller-services/tax-free-shopping/

 

Alıntıdır.

Ciao Timişoara

Arad’ta bir gece kaldıktan sonra sabah erkenden kalkarak yeniden yollara düşmüştük, geceden gene haritamızı kontrol ederek nerede otostop çekeceğimizi kontrol etmiştik .. Hiç yoktan kaldığımız yere yakındı otostop çekeceğimiz yer ve beni her zaman mutlu eden bu olmuştur. Otostop çekeceğim yere varmıştık bir an önce binip gitmekti istediğimiz avantajımızda Arad ile Timişoara arasının fazla olmaması.

Bir benzinliğin önünde otostop çekiyorduk, tam ellerimizi kaldırdığımız sırada bir adam bize seslenerek nereye gidiyorsunuz diye sorduğunda ‘’Timişoara’’ diye söyledikten sonra bekleyin kahve alıp geleceğim diyerek gitti arkamızı döndüğümüzde bir aracın içindeki kişilerde bizde timişoara’ya gidiyoruz gelin götürelim diyince dayanayıp hemen atladık, kahve mi bekleyeceğiz. Şanslıydık..

Temeşvar (Rumence: Timișoara) Romanya‘nın batı bölgesinde (Banat) yer alan şehir. Romanya’nın ikinci büyük şehridir.

Osmanlılar bu bölgeyi 1552 yılında ellerine geçirdikten sonra Temeşvar Eyaletini kurmuşlar ve Temeşvar kentini bu eyaletin başkenti yapmışlardır. Bu eyalet 1716 yılında bölge Avusturya Arşidüklüğünün eline geçene kadar Osmanlı Devletinin Avrupa‘daki en önemli eyaletlerinden biri olarak kalmıştır. Şehirde önemli oranda Macar azınlık yaşamaktadır.

 Fotoğraf 2 kilise Meydan1 saat kadar yoldan sonra Timişoara’ya varmıştık sağolsunlar güzelde yerde bıraktılar hemen tren garının yanındaydık. Düşüncemizde hemen belgrad treninin saatine ve ücretine bakmaktı.

Timisoara – Vrsac 45 lei

Vrsac – Belgrad  40-45 lei

Bunlarıda öğrendikten sonra şehrin merkezine doğru yol aldık, tam olarak neresi olduğunu bilmesekte hisler ile hareket ederek yolumuza devam ettik.

Kısa bir yürüyüşten sonra yeşil renkte kiliseyi görünce o tarafa doğru yürüdük, kilise yakınlarında ‘’central park’’ adında bir parkta bir sürü heykel fotoğrafı çektikten sonra yolumuza devam ettik. (Bir ara heykeller bitmeyecek sandım o kadar heykeli niye çektiğimide bilmiyorum)

Fotoğraf 1 HEYKELLER

Zafer Meydanı(Piata Victorie) ufak bir çarşı tadında restoranların olduğu bir yer, ortada yeşilliklerin içinde oturabileceğiniz banklarda mevcut. Yolun sonunda ulusal tiyatro ve opera evi var.

Oradan Piata Unirii meydanına doğru yürüdük, aslında Timişoara’da en çok hoşuma giden yer burasıydı, kışın gittiğimiz için etrafındaki mekanların çoğu kapalıydı ya da içeride hizmet veriyordu.. Ortada tek bir heykel ve meydanın büyük bir bölümü çim. Etrafında rengarenk binalar çok hoş ve fotoğraflık bir yer. Meydanda bir de kilise bulunuyor Romanyanın %86.7’si Ortodokstur, fakat meydanda Katolik kilisesi görmek şaşırtıcıydı.

Erasmus yapan bir arkadaşla tanışmıştık onu beklerken meydana yakın bir kafeye girelim dedik hoş ve güzel bir mekandı, belki normal cafeler gibi  bir yer değildi biraz daha kalite kokuyordu.  Adı ‘’zai apres cafeydi’’ Biz çantalar ile girince pek bir garip oldu.

Arkadaşımızda geldikten sonra uzun uzun oturup sohbet ettik, daha sonra belgrad’a gideceğimiz için daha fazla timişoara’yı gezemedik ki zaten çok fazla gezilecek bir şehir gibi durmuyor, daha sonra arkadaşımızın ısrarı sonrasında gogoşi yemek için alışveriş merkezine gittik akşam üstüde belgrad’a hareket ettik.

fotoğraflar

           Temeşvar, sokaklarında elektrikli lamba kullanan şehirler içinde Avrupa’da birinci, dünyada New York’tan sonra ikincidir.

Timisoara_Street_Light_Description

1 gün sonra belgrad’tan döndükten sonra saat oldukça geçti ve mecbur olarak Timişoara’da kalmamız gerekiyordu, hostele para vermek istemediğimiz için Timişoara’da Erasmus yapan diğer arkadaşların bulunduğu yurtların olduğu bölgeye gittik. Yurtlar şehir merkezine yakın bir bölgede. Eşyalarımızı onların yurt odasına bıraktıktan sonra geceyi sokaklarda ya da bir yerlerde oturarak geçirecektik, önce hep birlikte maç izledik ondan sonra onlardan ayrıldık. yurtların olduğu bölümde fazlasıyla kafe, restoran, bar, disco tarzı yerler mevcut karnımızı doyurmak için dönerciye girdik bir şeyler yedik, çoğu geç saatlere kadar iş yapıyor..

Bir cafede yaklaşık 1 saat oturduk kahve içtik zaman geçmiyordu, Vâlcea gideceğimiz otobüs saat 7’deydi.. Daha sonra yakınlarda bir discoya gittik, adı Porky’s yaklaşık 3 4 saat eğlendikten sonra sabah etmiştik inanılmaz bir yerdi herkes öğrenci olunca. Otobüse 2  saat vardı şehri gezelim derken kaybolduk. Taksi ile yurtların olduğu alana tekrardan dönebilmiştik. Eğlenceli bir o kadar yorucu bir gezi süreciydi.

Fotoğraflar 3 fotoğraflar 5

Daha fazla fotoğraf için TIKLAYIN

Tuna’nın Belgrad’ı Yazısı TIKLAYIN

Drakula’nın Şehri Brașov

Sabahın erken saatleriydi, Vâlcea’dan bir otobüse atlayıp Dracula’nın şehrine doğru yol aldım… Otostop çekmedim çünkü zamanım azdı ve eğitimden dönen arkadaşlarıma hemen katılmam gerekiyordu bu yüzden zaman azlığından dolayı otobüs en iyisiydi..

Brasov’a vardıktan sonra eğitimden gelecek Türk arkadaşlarımı tren garının orada beklemeye koyuldum, kısa bir süre sonra gelen ekibimiz ile hostelimize doğru yola koyulduk..  Kısa bir yürüyüşün ardından dağın üstünde gördüğüm Brasov yazısı ile kendimi hollywood’ta hissetmem bir oldu, aslında bu da şehri pazarlama yöntemlerinden biri ve ilgi çekici.. yolumuz republicii caddesinden devam ederek kalacağımız Rolling Stone hosteline geldik, şehire yakın olması, ev sıcaklığını yakalayabileceğiniz ve 45 lei gibi bir fiyata kalabileceğiniz güzel bir hostel.. (ikinci kez gittiğinizde indirimde yapıyorlar)

1

 345px-StemaBrasov.svg                      

        Brasov 250.000 nüfus ile Romanya’nın 8. büyük kentidir. Romanya’nın Transilvanya bölgesinde yer alır.

        1950-60  yılları arasındaki komunist dönemde ”stalin şehri” anlamına gelen ”oraşul stalin” adı ile anılmaktaydı

        Piata Sfatatului adı verilen meydan şehrin kalbidir.

Hostel’e eşyalarımızı yerleştirdikten sonra geç kalmadan brasovu gezmeye koyulduk ilk ziyaret ettiğimiz yer St Nicholas Kilisesi her kilise gibi ilginç yapısı ve tarihiyle ilgi çekiciydi..  aynı zamanda ilk romen okulu olarak tarihlerde geçmektedir.

Brasov’da gerçekten fazlasıyla dar sokak mevcut.. bu dar sokaklardan geçerek turnul negru (black tower) geldik. Buradan brasov’un bir çoğunu görebilmek mümkün, çok yüksek bir yerde olmasada manzaradan brasov yazısını ve şehrin güzel fotoğraflarını çekebileceğiniz bir noktası.

2

Black Tower ve White Tower : Türk ve Tatar akınlarını gözlemek amacıyla yapılmıştır.

Burada fotoğraflarımızı ve sohbetimizi gerçekleştirdikten sonra yolumuza devam ettik, Brasov’un en önemli yapısı olan ‘’Black Church’’ viyana ile İstanbul arasındaki en büyük  gotik kilisesidir. Aynı yerdeki ilk kilisenin tarihi 1385 yılına uzanmaktadır.

Kiliseyide gördükten sonra sıradaki yerimiz Piata Sfatatului şehrin kalbi. Kısa süre dinlendikten sonra bir şeyler yeme düşüncesindeydik, nereye girelim derken kendimizi bir restoranda bulduk karnımızı bir güzel doyurduk. Nereye gideceğiz derken herkesin düşüncesi aynıydı tabi ki braşov yazısı teleferik ile çıkılıyordu. Yolda bir arkadaşımız bizimle gelmeyeceğini ve biraz tek gezeceğini söyleyip yanımızdan ayrıldı.. biz teleferiğin olduğu yere gittik fakat gittiğimizde kapandığını ve yarın gelmemizi söylemiştiler dönmemiz gerekiyordu, geri dönerken brasov’da en dar sokağa girip fotoğraf çektirmeden olmazdı..

3

tekrardan meydana döndüğümüzde bizden yarım saat ayrılan arkadaşımız geriye 5 türk ile geri gelmişti. Tek tek tanışıp sohbet ettik meydanda eğlendik kısa süreli flashmob yapma deneyimimiz olsada başaramadık. 🙂

Akşam için sözleştikten sonra hostelimize geri döndük, akşam yemeğimizi hosteldeki mutfak sayesinde ucuza getirmiş olduk hazırlandıktan sonra söyledikleri yere gitmek üzere hostelden çıktık çıktık ama yağmur yağdığı için ıslana ıslana gittik gideceğimiz yere.

IMG_0794

Brasov’da 13 kadar Türk bir arada güzel eğlenceli sohbetler ettik, işin ilginç ve güzel tarafı farklı programlar aracılığı ile yabancı ülkeye gelen gençlerin bir araya gelmeleri..

2. gün ki planımız sinaia’daki Peles Castle gitmekti . bir önce ki gün hostel’in sahibi ile konuştuğumuz fiyat doğrultusunda 45 lei gibi bir ücret ödeyerek özel bir minibüs ile Peles Castle hareket ettik..  1 saatlik bir yolculuktan sonra Peles castle’a geldik..

Aslında buraya yazmakla anlatılabilecek bir yer değil.. dışarıdan tüm görkemiyle karşımızda duruyordu ilginç mimarisiyle ve en ince ayrıntısına kadar işlemeleriyle göz dolduruyordu..

Gönüllülük ya da öğrenci kartıyla istediğiniz ve uygun tarifeyi alarak içeriyi gezebilirsiniz hepsini gezmek istiyorsanız hayli yüksek miktar para ödemeniz gerekiyor.. ayrıca fotoğraf çekmek istiyorsanızda ekstra para ödüyorsunuz.

İçeriye girdiğimizde ‘’hadi canım’’ tepkisini verdi herkes, eminim bunu abartacak arkadaşlarda vardır.

İçeride bizi ilk olarak harika bir hol karşıladı.. sonrasında savaş aletlerinin olduğu bölüme geçtik burada Osmanlı askerlerinin zırhlarının ve silahlarının sergilendiği bölümde var, oradan kralın çalışma ofisine ve harika kütüphanesine geçtik..

Devamında özel müzik odası, tiyatro salonu, nargile salonu ki içerideki halılar ve nargileler o dönemde özel olarak getirilmiş Türkiye’den.. Kral sigara ve nargile içmeyi çok sevdiği için bu tarz bir oda yaptırmakta bulmuş çözümü, oradan yemek salonu inanılmaz bir sofra ve insan diyor ki; burada yemek yemeliyim..

6 5 4 IMG_1475

Kısa gezimizden sonra dışarı çıkarak fotoğraf çekildikten sonra minibüs şoförünün verdiği saatte bizi indirdiği yere giderek minibüse binerek brasova geri döndük.. merkezde bir şeyler atıştırdıktan sonra otobüse binerek şehrimize yaşadığımız şehire geri döndük harika bir iki gün geçirdik, brasov’a gidecek olan varsa eğer kesinlikle pişman olmayacaktır.

Ücretsiz Projeler, Gönüllülük Ve Seyahat İle İlgili Sayfa Ve Gruplar

Merhaba arkadaşlar her gün facebook, mail ve twitterdan mesajlar geliyor. Herkesten güzel iltifatlar ve teşekkürler alıyorum öncelikle herkese bu konuda teşekkür ederim..

Bir çok kişinin sorduğu projelerle ilgili paylaşımları nereden bulabilirim, nasıl iletişime geçebilirim diye, bu doğrultuda bir çok takip ettiğim sayfa ve grubu paylaşmak istedim sanırım herkese yararlı olacaktır..

Bu sayfalar ve gruplar içerisinde; AGH, değişim projeleri, gönüllülük faaliyetleri, yurtdışı iş imkanları, stajlar, interrail, ücretsiz konaklama ile ilgili bağlantılar bulacaksınız..

yazıyı ne kadar çok yerde paylaşırsanız o kadar faydalı olacaktır..

https://www.facebook.com/CanakkaleKozaGenclikDernegi Çanakkale Koza Gençlik Derneği***

https://www.facebook.com/genclikbilgimerkezi Gençlik Bilgi Merkezi

https://www.facebook.com/igadngo IGAD (İstanbul Genç Adımlar Derneği)

https://www.facebook.com/UnVolunteersTurkey  Birleşmiş Milletler Gönüllüleri Türkiye

https://www.facebook.com/bloggerdogancancetin Blogger Doğancan Çetin

https://www.facebook.com/Guvenvakfim Güven Eğitim ve Sağlık Vakfı

https://www.facebook.com/Avrupa.Firsatlari Avrupa Fırsatları

https://www.facebook.com/pages/U%C3%A7arli-Gen%C3%A7lik-Derne%C4%9Fi/283677965013905   Uçarli Gençlik Derneği

 https://www.facebook.com/AvrupaGenclikKulubuHarranUniversitesi  Avrupa Gençlik Kulübü Harran Üniversitesi

 https://www.facebook.com/GonulluHareketi  Gönüllü Hareketi

https://www.facebook.com/tuicplatform  Türkiye Uluslararası İlişkiler Çalışmaları – TUİÇ

https://www.facebook.com/TBDAkademi Türkiye Bilişim Derneği – Akademi

https://www.facebook.com/gencerisim    Genç Erişim Derneği

https://www.facebook.com/STGM.Dernegi Sivil Toplum Geliştirme Merkezi Derneği

https://www.facebook.com/GirisimciGenclerDernegi Girişimci Gençler Derneği (GİGED)

https://www.facebook.com/Grupgenckahramanlar Grup Genç Kahramanlar

https://www.facebook.com/youthart.org.tr        youthart. org.tr

https://www.facebook.com/aghbasvuru Avrupa Gönüllü Hizmeti – Geged

https://www.facebook.com/ABKariyer AB-ilan.com İş Fırsatları Sayfası

https://www.facebook.com/genckagider Genç Kagider

https://www.facebook.com/LiderGenclikKamplari Lider Gençlik Kampları

https://www.facebook.com/gsb.gencliktreni Gençlik Treni

https://www.facebook.com/pages/TREX-EVS-Turkish-Ex-EVS-Volunteers-Association/6924957449  TREX EVS (Turkish Ex-EVS Volunteers’ Association)

https://www.facebook.com/gencbirikim.org  Genç Birikim Derneği (Young Accumulation Association)

https://www.facebook.com/Toplum.Gonulluleri.Vakfi  Toplum Gönüllüleri Vakfı (Community Volunteers Foundation)

https://www.facebook.com/SALTOInclusionDiversity SALTO Inclusion and Cultural Diversity Resource Centre

https://www.facebook.com/AB.Bakanligi T.C. Avrupa Birliği Bakanlığı

https://www.facebook.com/GencBankTOG GençBank Türkiye

https://www.facebook.com/ulusalajans Türkiye Ulusal Ajansı

https://www.facebook.com/yapzonguldak Yap Zonguldak Association

https://www.facebook.com/eurodeskturkey Eurodesk TURKEY

https://www.facebook.com/UlusalGenclikParlamentosu Ulusal Gençlik Parlamentosu

https://www.facebook.com/Geged.org.tr Gaziantep Eğitim ve Gençlik Derneği

https://www.facebook.com/Letsdoitturkiye Letsdoitturkiye

https://www.facebook.com/pages/L%C4%B0S%C4%B0N%C4%B0A/153539311425929 LİSİNİA

 

GRUPLAR

https://www.facebook.com/groups/KozaGenclikDernegi/ ÇANAKKALE KOZA GENÇLİK DERNEĞİ***

https://www.facebook.com/groups/genclikbilgimerkezi/  Gençlik Bilgi Merkezi

https://www.facebook.com/groups/34018705059/  Uluslararası Genç Liderler Akademisi

https://www.facebook.com/groups/115273041969813/  Gençlik Araştırmaları Derneği

https://www.facebook.com/groups/212779810191/  Youth Exchanges for European

https://www.facebook.com/groups/96768210867/   Gençlik Projeleri Kulübü

https://www.facebook.com/groups/turkiyeprojeofisi/ Türkiye Proje Ofisi

https://www.facebook.com/groups/evsagh/ EVS TURKEY – AGH TÜRKİYE

https://www.facebook.com/groups/EFDCouchsurfing/ EVS-Couchsurfing

https://www.facebook.com/groups/566337280047466/ Youth in Action Croatia

https://www.facebook.com/groups/24690615144/  Salto Youth Resource Centres

https://www.facebook.com/groups/292568195178/ Youth Exchange Projects

https://www.facebook.com/groups/evs.romaniagroup/ EVS Romania 2013/2014

https://www.facebook.com/groups/erasmusyouth/ Youth in Action

https://www.facebook.com/groups/383375071748908/Interbus

https://www.facebook.com/groups/7570428831/  Avrupa Gençlik Derneği

https://www.facebook.com/groups/157120584343619/ EVS Romania

https://www.facebook.com/groups/144018705652697/ Exchanges network

https://www.facebook.com/groups/evsbook/ EVSBOOK

https://www.facebook.com/groups/20589071544/ European-Youth-Exchanges

https://www.facebook.com/groups/evsturkey/    EVS TURKEY

https://www.facebook.com/groups/EVS.vacancy/ EVS vacancy

https://www.facebook.com/groups/254711217931809/ Projects Partner Search

https://www.facebook.com/groups/139333736202791/  Evs Partner Network

https://www.facebook.com/groups/youthpartnernetwork/ Youth Partner Network

https://www.facebook.com/groups/10906777091/  EVS

https://www.facebook.com/groups/interrail.turkiye/ Interrail Türkiye

https://www.facebook.com/groups/6768250798/ Comenius for Teachers of Turkey

 https://www.facebook.com/groups/440380456022545/ EVS Connection Germany

https://www.facebook.com/groups/282198861790842/ EVS in Hungary

https://www.facebook.com/groups/116380755047239/ EVS Balkans

https://www.facebook.com/groups/322029467862934/ EVS España

https://www.facebook.com/groups/evsgruop/  Avrupa Gönüllü Hizmeti(EVS)

https://www.facebook.com/groups/212416548848835/ Avrupa Sanat Topluluğu (AVSAT)

https://www.facebook.com/groups/worldforyouth/ World for youth

https://www.facebook.com/groups/398857486843851/ AB PROJELERİ

https://www.facebook.com/groups/218520891573884/ AB PROJELERİ DUYURU VE BİLGİ HAVUZU

https://www.facebook.com/groups/186462908188039/  Hitchhiking – Otostop

https://www.facebook.com/groups/176589602477938/310278465775717/?notif_t=group_activity  Avrupa Birliği Projeleri

https://www.facebook.com/groups/iyaca/  IYA Gençlik Merkezi

https://www.facebook.com/groups/lditduyurular/  Let’s Do It! Türkiye Duyurular ve Etkinlikler

Problemli her hangi bir link olursa lütfen bildirin, eğer grubu veya sayfası olan varsa mesaj yoluyla söyleyebilir yazıya ekleyebilirim.

Sol üst köşedeki anketi lütfen doldurun…

 

Tuna’nın Belgrad’ı

Normalde nisan ayında gerçekleştirdiğimiz Belgrad gezisinin yazısını maalesef anca yazıyorum.

Cluj, Oradea, Arad, ve Timisoara turundan sonra sıradaki şehrimiz belgrad, tam olarak internette araştırmamıza rağmen tren fiyatlarını ve saatlerini öğrenememiştik, timisoara’da bu konuda bize erasmus yapan bir Türk arkadaşımız yardımcı oldu. Belgrad için  Timisoara Meydanında  tren biletlerimizi aldık, bu bilet ile Timisoara Vrsac(Sırbistan) arası yolculuk yapabilecektik, trenin kalkış akşam üstüydü. Kısa süreli bir timisoara gezisi yaparak kalkış saatini bekledik.

Timisoara – Vrsac 45 lei

Hostel 1 gece 45 lei

Vrsac – Belgrad  40-45 lei civarı.

1

Sonunda Trene binerek 2 saat civarında bir yolculuktan sonra Vrsac geldik, Trenin içinde kısa bir süre bekledikten sonra Sırp polisi girerek rutin kontrolünü gerçekleştirdi, 15 dakika gibi bir süreden sonra trenden indik. Paramızı dinar yapmamız gerekiyordu ve belgrad treninin saatini öğrenmemiz gerekiyordu. Gişedeki kadın İngilizce bilmiyor ufak süreli bir kriz yaşasakta tanıştığımız çocuk bize parayı nerede çevirebileceğimizi ve trenin ne zaman kalkacağı konusunda bilgiyi vermişti hızlı hareketler ile tren garından çıktıktan sonra sol tarafa 100-150 metre yürüdükten sonra sağda süpermarketin içinde exchange ofisi geldik. Timisoara-Vrsac Treninden indikten 10 15 dakika içinde belgrad treni kalkıyor.

Belgrad trenine binerek 2 – 2,5 saatlik yolculuktan sonra belgrad’ta varmıştık, kalacağımız yer  ‘’Good Morning hostel’di’’ ve tren garına gayet yakındı.  www.goodmorninghostels.com

Harita belgrad

Belgrad (SırpçaБеоград / Beograd )Sırbistan‘nın başkenti ve en büyük şehridir. Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği platoda kurulmuştur. 1,2 milyonluk merkez nüfusu ve 1,7 milyondan fazla metropolitan nüfusuyla Güneydoğu Avrupa’nın en büyük şehirlerinden biridir.

Daha sonra hostele giderek bir gecelik ücretimizi ödedikten sonra  eşyalarımızı bırakıp dışarı bir şeyler yemek için çıktık karnımızı doyurduktan sonra yorgunluktan ve erken kalkacağımızdan dolayı erkenden hostele döndük.

Sabah erkenden kalkarak, belgrad’ı gezmeye başladık ilk durağımız arnavut kaldırımlı eski evlerden oluşan trafiğe kapalı, sağlı sollu çok sayıda restoran cafe’yi barındıran skadarlija’ydı.

3

Oradan Knez Mihajlova belgradın trafiğe kapalı ve en önemli caddesi uzun bir cadde. Ayrıca bütün önemli markaların bulunduğu bir yer ayrıca oturmak için cafelerde mevcut.

Elimizde hostel aldığımız haritaya baktığımızda caddenin sonu Kalemegdan kalesine gidiyor,  Kısa bir yürüyüşten sonra kalemegdan’a geldik, kalemegdana girmeden dışarıda satıcılar ve büyük bir yeşillik alan ve oturulacak yerler var.

Kale, 1521 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına katılmıştır. Belgrad’ın Osmanlı sultanı Muhteşem Süleyman ve 250.000 askeri tarafından alınması 28 Ağustos 1521’den önce olmadı, şehir bu vesileyle yerle bir oldu ve neredeyse bütün Hristiyan nüfus (SırplarMacarlarYunanlarErmeniler vb.) İstanbul‘a bugün Belgrad ormanları olarak bilinen bölgeyegönderildi.Belgrad bu dönemde Osmanlı Avrupa’sında İstanbul ile birlikte 100.000 nüfusu aşan 2 şehirden biriydi ve bir sancak hâline getirildi.

5

Kalemegdan’dan sonra Bayraklı Camii’ni ziyaret ettik.

Bayraklı Camii (Sırpça: Бајракли џамија / Bajrakli džamija), Osmanlı devrinde bugün Sırbistan‘ın başkenti olan Belgrad‘da inşa edilen cami. Cami 1575 yılı civarında yapılmıştır. Bayraklı Camiinin kim tarafından ve hangi tarihte inşa edildiği tam olarak bilinmemektedir. Bu konuda araştırmacıların çeşitli görüşleri bulunmaktadır.

Karnımız acıktığı için acil bir yer bulmamız gerekiyordu camii’den çıktıktan sonra köşede bir yere girerek bir şeyler atıştırdık kesinlikle önerebileceğim bir yer domuz eti satılmıyor ve baya büyük bir hamburger getiriyorlar kesinlikle doyacaksınız. J

Daha sonra oradan sava nehrinin üzerinden karşı tarafa geçerek Sırbistan Sarayı’nı ve KOMBANK Arenayı görmeye gittik ama tavsiye vermek gerekirse karşıda gidilecek tek yer, ‘’Zemun’’

6

Tekrar karşı tarafa geçerek demiryolu binasını ve 1995 yılında nato tarafından bombalanan binaları gördük, bu binaların korkunç bir görüntüsü var insanın içi irkiliyor.  Bir diğer durağımız ve son durağımız ulusal meclis binasıydı eski ve görkemli bir bina.

4

Daha fazla fotoğraf için Facebook albümümü ziyaret edin lütfen TIKLAYIN

Ayrıca sol köşedeki Anketimi lütfen doldurun.

2

Rainbow

asdasadsadas

Constanța Güzelse Sen Olduğun İçindir

21 Haziran 2013 köstence yolculuğum; Her yolculuk gibi tahminim köstence yolculuğumda eğlenceli geçecekti öyle de oldu. Sabah 8 civarı Egemen arkadaşımla otostop çekmeye başladık Râmnicu Vâlcea’dan, normal otobüs ile gitmeye kalksanız 7-8 saat civarında orada oluyorsunuz.

Bükreşe kadar Türk tırı ile gitme düşüncemiz vardı, ayrıntı vermek gerekirse Türk tırlarına Türk kimliğini çıkartmadığınız sürece kesinlikle durmuyorlar bunu bildiğimiz için, kimliğimizi çıkarttık 15 dakika geçmeden bir kişi durdu ancak binmeden, bir yerde dinleneceğini oradan sonra araç değiştirirsiniz demesine rağmen biz genede bindik. 1,5 saatlik bir yoldan sonra araç değiştirme vakti gelmişti, yol ortasında tekrardan otostop çekmeye başlamıştık bir tane şirket aracı ile bükreşe kadar devam ettik, şanslıyız ki adam otostop çekeceğimiz yerin yakınında bir yere gidiyormuş.

1,5 saat sonra arabadan indikten sonra 6 – 7 KM yürüdükten sonra  Bükreş – Constanta  A2 otobanından otostop çekmeye başladık ancak çok sıkıntılı bir durumdu. Arabalar çok hızlı geçtiği için genelde durmuyorlardı. Daha sonra bir tane eski bir araç durdu aracın içine baktığımızda şoförün papaz olduğunu farkettik, papaz çat pat İngilizcesiyle bize nereye kadar gideceğini söyledikten sonra kabul edip araca bindik.

Bu araçla birlikte günün 3. Arabasına da binmiş olduk. Braila kavşağına kadar geldikten sonra tekrardan otostop çekmeye devam ettik yaklaşık 45 dakika 1 saat boyunca otostop çektikten sonra bir tane kargo arabası ile yolumuza devam ettik, 2 saat sonra köstenceye(Constanta) vardığımızda 10 saatlik otostop yorgunluğu vardı üzerimizde.

IMG_7900

Köstence (RumenceConstanţa ), Romanya‘nın Dobruca bölgesinde, Karadeniz kıyısındaki en büyük liman şehri.

Şehirde önemli bir Türk – Tatar azınlık varlığını devam ettirmektedir. Şehirde yaşayan çingeneler de Türkçe konuşmaktadırlar.

Arkadaşımla bizi evinde ağırlayacak arkadaşımızın evine geçtik, sağolsun bize güzel yemekler hazırlamış hayatım boyunca en çok keyif aldığım ve mutlu olduğum zamandı. Sonrasında biralarımızı yudumlarken sohbetimizi ettik, gecenin ilerleyen saatlerinde dışarı çıkarak birkaç mekana göz gezdirdik malum tek mekanda durmamak lazım.

Geceden kalmış olduğumuzdan dolayı  ertesi gün biraz geç kalktık, kahvaltımızı yaptıktan sonra Mamaia’ya doğru yol aldık, güzel , temiz ve  yaklaşık 10 km civarında bir plaja sahip..

IMG_7903

IMG_7910

Uzun bir süre plaj’da takıldıktan sonra tekrardan eve dönerek geceye hazırlık yapmak için bir şeyler içip sohbet ettik, daha sonra gene mamaia gecelerine doğru yol alarak keyfini çıkarttık.

Yaklaşık 4,5 gün civarı Köstence(Constanta) kaldık. Gayet iyi eğlendik, hem bizi ağırlayan arkadaşlarımız iyi misafirperverlik yaptılar hem kaldığımız yer güzeldi.

Ulaşım hakkında kısaca tekrar bilgi vermek gerekirse bulunduğum şehir Vâlcea’dan Köstence’ye kadar otostop ile geldim ancak otobüs ya da tren kullanacaklara şunu söylebilirim.

Bükreş – Köstence Tren 59 lei

Bükreş – Vâlcea Otobüs 30 lei

YagmurveBen