Blog Arşivleri

Küçük Büyük Şehir: Bratislava

Merhaba arkadaşlar blog yazılarıma Budapeşte seyahatimin devamı olan Slovakyanın başkenti Bratislava  gezisi ile devam ediyorum. Umarım keyif alacağınız bir yazı olmuştur.

Budapeştede son sabahımızdı erkenden kalkıp şehir dışına yürüyecektik malum otostop ile seyahat ediyoruz.

Pest tarafından buda tarafına geçerek şehrin dışına doğru yürüdük, amacımız Zagreb tarafına giderek orada Slovenya, oradan da İtalyaya gitmekti fakat olmadı.

Şehrin dışına doğru yürümeye başladık sabah sıcağı başlamış, sırtımızdaki çantalar bir süre sonra isyan bayrağını çekmemize sebep oluyordu, uzun bir yürüyüşten sonra biraz otostop denedik fakat olmayacağını anlayınca biraz daha yürüyelim istedik. Yürümeye devam ettiğimiz de iki çiftin de viyana tarafına otostop çektiğini gördük uzun tutmayarak selamlaştık ve yolumuza devam ettik. Az ileride devam etmek faydalı olacaktı çünkü onlar bize engel oluyorlardı ya da biz engel olacaktık. 🙂

Artık baya baya şehrin dışına çıkmıştık, market görüp bir şeyler almak gerektiğine karar kıldık. Çünkü daha sabah kahvaltısı yapmamıştık hem de yanımıza ne olur ne olmaz diye bir şeyler alalım dedik.

Sait markete girdi, ben de çantalara göz kulak oluyordum son paramızla bir şeyler alıp geldi biraz oturup dinlendikten sonra yürümeye devam ettik.

Hava iyice sıcak yüzünü bize göstermeye başlamıştı, ama duran bir araç dahi yoktu.. Otobana çıkmıştık artık gözümüzü karartıp otobanda yürüyorduk, Sait önden kaptırmıştı hızlı hızlı yürüyordu aramızda 10-15 metrelik bir mesafe oluşmuş, ben ise sıcaktan yol kenarında üstüne bir şeyler yazarız diye aldığım pis kartonu kafamın üstüne koymuş dalgın dalgın yürüyordum ki, bir transport durdu yanımda bir an heyecanlandım, tepki verememiştim bile.

Sordular nereye gidiyorsunuz diye, – dedim zagrebe gidiyoruz biz, siz nereye diyince Bratislava tarafına gittiklerini söyledikler.

Uzakta olan Saite birkaç kez bağırdıktan sonra anca duyabilmişti beni geldi ne yapalım ne edelim derken bindik.

Kısa bir sohbet ettik arabasına bindiğimiz genç arkadaşlarla. erken kalktığımızdan ve yorgunluktan ötürü uyumuştuk. kısa bir yolculuktan sonra bratislavaya geldik..

Otobanda indiğimizden merkeze gidebilmek için bulunduğumuz köprüden aşağı inmemiz gerekiyordu ki inişimiz pek kolay olmamıştı, çalılıkların, evsiz insanların kaldığı yerlerden geçerek aşağı merkeze giden yola inmiştik.

tuna nehri & bratislava köprüsü

 

Tuna Nehri Ve Bratislava Köprüsü (UFO)

Bratislava  (/ˈbracɪslava/AlmancaPressburg/PreßburgMacarcaPozsony)

Slovakya‘nın başkenti ve en büyük şehiridir.

Avusturya‘nın başkenti Viyana’nın 50 km kadar doğusunda bulunan şehir yaklaşık 450.000 nüfusa sahiptir. Tuna Nehri kıyısında yer alan şehir hem Avusturya’ya hem de Macaristan’a sınırdır. (Dünyada bu şekilde iki devlete sınırı olan sadece iki tane başkent vardır.)

Bratislava, parlamentosu, devlet binaları, üniversiteleri, müzeleri ve tiyatroları ile Slovakya‘nın siyasi ekonomik ve kültürel merkezidir. SlovaklarAlmanlarMacarlarAvusturyalılarÇekler ve Yahudiler şehrin geçmişinde güçlü izler bırakmıştır. Bratislava, bu kozmopolit ruhunu hâlâ muhafaza etmektedir. Şehir çok sayıda festival ve ticari sergiye ev sahipliği yapmaktadır.

En eski Kelt şehirlerinden olan en genç Avrupa başkenti Bratislava; tarihte Roma İmparatorluğu’nun sınırında bulunan, Macar Krallığının önemli merkezi, Orta Çağ’da, Tuna üzerine yapılmış olan son liman şehridir. Aynı zamanda zengin şarap kültürüne sahip tüccarların ve zanaatkârların kenti bugün; Alman, Macar ve Slovakların bir arada harmoni içinde yaşadığı kozmopolit bir şehir olmakla birlikte beklenmedik ekonomik ve kültürel gelişimiyle şaşırtmaktadır.

 

Kısa bir yürüyüşün ardından merkeze gelmiştik küçük bir şehir olduğundan kalmayacak kısa bir süre gezdikten sonra viyanaya devam edecektik.

Yürüdüğümüz nokta Hviezdoslavovo Namestie bir yürüyüş yolu sağlı sollu kafe, bar, iş yerlerinin olduğu bir yer. Sizleri ilginç bir çok heykel karşılıyor bu yürüyüş yolunda şehirin genelinde olduğu gibi.

namestie 2 namestie 1 namestie 3

 Hviezdoslavovo Namestie

 

Yürüyüş yerinin sonunda sizleri güzel mimarisiyle,

Bratislava Ulusal Tiyatrosu(Slovenské Národné Divadlo) karşılıyor.

Eğer klasik müzik hayranı iseniz; Hviezdoslavovo Meydanı’nda bulunan Ulasal Slovakya Tiyatrosu’nda Slovak Filarmoni Orkestrası sürekli olarak performans sergilemektedir. Bu ihtişamlı tiyatro binası, opera ve bale gösterileri izleyebileceğiniz en güzel ve en gözde mekândır. 1884’te ünlü Viyanalı mimarlar Ferdinand Feller ve Hermann Helmer tarafından yapılmış olan görkemli yapı, dünyadaki benzerlerini kıskandıracak nitelikte dünya opera ve balesinin önde gelen büyük isimlerini ağırlamıştır. Örneğin F. Saliapin, P. Mascagni, R. Strauss, G. Filip, M. Freni, P. Capuccili, R. Reznikov, J. Obrazcova., M. Fonteyn,Dansçıları, A. Alonso, V. Vasiliev burada sanatlarını sergilemiş; Peter Dvorsky, Josef Kundlak, Jan Galla, Eva Jenisova, Edita Gruberova and Lucia Poppova gibi isimler ise bu tiyatroda yetişerek dünyaya açılmıştır.

 Bratislava Ulusal Tiyatrosu

Slovakya Ulusal Tiyatrosu

 

Tiyatronun önünde fotoğrafımızı da çektikten sonra devam ederek, Schoener Náci heykelinin olduğu yere geldik bu heykelde diğer ünlü Bratislava heykellerinden birtanesi diyebiliriz.

 

Naci, 20.Yüzyıllar’ın başında Bratislava’da yaşayan ve çok bilinen bir figürdür. Gerçek ismi  Ignác Lamár olan ve aslında çok fakir, sağlık açısından da hasta olan bu adam, herşeye rağmen şık giyinir, kadife şapkasını takar ve caddelere çıkıp halkı; özellikle şehrin güzel hanımefendilerini selamlarmış. Bölge esnafı turistik bir simge haline gelen Ignac’ı çok sever, bu hareketlerinden dolayı ona gıda temin ederlermiş. Aslen bir palyaçonun da oğlu olan Ignac, bugün heykeliyle de olsa hala Bratislava’nın sevilen figürlerinden.

Yolumuza devam ettikten sonra bir diğer ve bir o kadar da ilginç olan Cumil heykeli bu heykel;

Bratislavanın semboli haline gelmiş ‘’cumil heykeli’’nin yapılış amacı 1805 senesindeki istilayı ve bu istila sonrası korzon’un yani eski şehrin yeniden inşasını anlatmaktadır.‘’Cumil’’ 1997 senesinde yapılmıştır.

cumil and Schoener Naci

Schoener Náci ve Cumil (Man At Work)

Yürüyüşümüze Bratislava Şehir Müzesi (Mestske Müzesi) ile devam ettik içeri girmedik fakat mimari bakımından etkileyiciydi.

‘’Arkeolojik ve tarihi eserlerin sergilendiği Şehir Tarihi Müzesi; Macar krallarının taç giyme törenleri, el sanatları tarihi, ortaçağ zindanları ve bunun yanı sıra antik müzik enstrümanları sergilemektedir.’’

Müzesinin önündeki meydanın etrafında oturulacak bank ve mekanların yanı sıra zaman zaman farklı gösterilere ev sahipliği yapıyor ki, bunlardan bir tanesine denk geldik biz de.

Viking döneminden gelmiş gibilerdi, Viking giyinimli orta yaşında üstünde olan bu kişiler kısa süreli de olsa güzel bir konser ile hem oradan geçen hem de kafelerde oturan insanların kulak paslarını silmiş oldular.

Bratislava City Museum

Bratislava Şehir Müzesi 

Slovakya mutfağında “Macar” etkisi görülür.
Ne içmek gerekir derseniz, bu kez “Slovak bira” larının mutlaka tadına bakmanızı öneririm. Bu biralardan en iyilerinden birinin markası “Spis” dir.

Bratislava Street2

Bratislava Eski Şehir

bratislava street

 Bratislava Eski Şehir

Eski şehirin sokakları trafiğe kapalı ve dar sokakları var, gezmek gerçekten eğlenceli oluyor mimariye bakarken ara sokaklardaki tatlı mekanlar ilginizi çekebiliyor, yolumuza devam ederken Micheal Kapısına geldik bu kapının altında

Şehrin 0 noktası olarak kabul edilen yerden, dünyadaki diğer şehirlere olan uzaklıklar yazılmış.

Michael Kapısı

Micheal Kapısı 

 

Micheal kapısına yakın bir bölgede şehrin yüksek tepesinde

’Bratislava Kalesi ( Hlad ) yer alıyor bizim zamanımız olmadığı için çıkamamıştık fakat şehri daha net ve güzel görebileceğiniz bir nokta kesinlikle görülmesi gereken yerlerden.

Eski şehrin üzerinde bulunan tepeye yapılmış kale, Bratislava hakkında yazılı kayıtlarda bulunan ilk yerdir. Bu yazılı kayıt; 907’de yazılmış olan Salzburg anıtlarıdır. Yazıda Bavyeralılar ve Macarlar arasında geçen savaş anlatılmaktadır. Kalenin ilk sahiplerinin Keltler olduğu düşünülmektedir. Keltlerin kaleye verdikleri isim ise Oppidum’dur.

hlad castle

 

Şehir içinde ulaşım ise tramvay, otobüs ile sağlanıyor bunlardan ilginci İngilterede bulunan otobüsler gibi kırmızı ve iki katlı otobüsler ilginizi çekiyor, onun dışında eski ve yeni tramvaylarda yerel halka ve turistlere hizmet veriyor.

Şehir içinde kırmızı, şirin ve 20€ gibi bir ücreti olduğunu öğrendiğim şehir turu yaptıran üstü açık taşıtlar var.

Daha sonra vakit kaybetmeden Viyana geçmek için Bratislava köprüsünden geçerek otostop çekeceğimiz yere doğru yürüdük..

Ve Bratislava’ya Gidecek Olanlar İçin Gezilecek Görülecek Yerler

Gezilecek Yerler: Bratislava Old Town, Büyük Meydan, Aziz Elizabeth (Mavi Kilise), Slavin, Old Town Hall, Devin Kalesi, Cumil, UFO Observation Deck, Danubiana Meulensteen Art Museum, Michael Kapısı, Slovak National Theatre, St. Martin’s Cathedral (Dom svateho Martina), Bratislava City Museum (Mestske Muzeum), New Bridge (Novy Most), St. Michael’s Tower & Street, New Bridge (Novy Most), The new building of the Slovak National Theatre, Botanical Garden, Chatam Sofer Memorial, Primates’ Palace (Primacialny palac), Czechoslovak Fortification Museum, Slovakia’s White House – Grassalkovich Palace, Czechoslovak Fortification Museum, Jesuit Church (Juzuitsky kostol), Footbal Stadium Pasienky, Nedbalka Gallery mutlaka görmeniz gereken yerlerin başında gelenlerdir.

Bratislava’ya Yakın Havaalanları

Viyana havaalanı (49km), Brno-Turany havaalanı (116km), Zilina D. Hricov havaalanı (156km), Balaton havaalanı (164km), Budapeşte havaalanı (171km)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

Ciao Timişoara

Arad’ta bir gece kaldıktan sonra sabah erkenden kalkarak yeniden yollara düşmüştük, geceden gene haritamızı kontrol ederek nerede otostop çekeceğimizi kontrol etmiştik .. Hiç yoktan kaldığımız yere yakındı otostop çekeceğimiz yer ve beni her zaman mutlu eden bu olmuştur. Otostop çekeceğim yere varmıştık bir an önce binip gitmekti istediğimiz avantajımızda Arad ile Timişoara arasının fazla olmaması.

Bir benzinliğin önünde otostop çekiyorduk, tam ellerimizi kaldırdığımız sırada bir adam bize seslenerek nereye gidiyorsunuz diye sorduğunda ‘’Timişoara’’ diye söyledikten sonra bekleyin kahve alıp geleceğim diyerek gitti arkamızı döndüğümüzde bir aracın içindeki kişilerde bizde timişoara’ya gidiyoruz gelin götürelim diyince dayanayıp hemen atladık, kahve mi bekleyeceğiz. Şanslıydık..

Temeşvar (Rumence: Timișoara) Romanya‘nın batı bölgesinde (Banat) yer alan şehir. Romanya’nın ikinci büyük şehridir.

Osmanlılar bu bölgeyi 1552 yılında ellerine geçirdikten sonra Temeşvar Eyaletini kurmuşlar ve Temeşvar kentini bu eyaletin başkenti yapmışlardır. Bu eyalet 1716 yılında bölge Avusturya Arşidüklüğünün eline geçene kadar Osmanlı Devletinin Avrupa‘daki en önemli eyaletlerinden biri olarak kalmıştır. Şehirde önemli oranda Macar azınlık yaşamaktadır.

 Fotoğraf 2 kilise Meydan1 saat kadar yoldan sonra Timişoara’ya varmıştık sağolsunlar güzelde yerde bıraktılar hemen tren garının yanındaydık. Düşüncemizde hemen belgrad treninin saatine ve ücretine bakmaktı.

Timisoara – Vrsac 45 lei

Vrsac – Belgrad  40-45 lei

Bunlarıda öğrendikten sonra şehrin merkezine doğru yol aldık, tam olarak neresi olduğunu bilmesekte hisler ile hareket ederek yolumuza devam ettik.

Kısa bir yürüyüşten sonra yeşil renkte kiliseyi görünce o tarafa doğru yürüdük, kilise yakınlarında ‘’central park’’ adında bir parkta bir sürü heykel fotoğrafı çektikten sonra yolumuza devam ettik. (Bir ara heykeller bitmeyecek sandım o kadar heykeli niye çektiğimide bilmiyorum)

Fotoğraf 1 HEYKELLER

Zafer Meydanı(Piata Victorie) ufak bir çarşı tadında restoranların olduğu bir yer, ortada yeşilliklerin içinde oturabileceğiniz banklarda mevcut. Yolun sonunda ulusal tiyatro ve opera evi var.

Oradan Piata Unirii meydanına doğru yürüdük, aslında Timişoara’da en çok hoşuma giden yer burasıydı, kışın gittiğimiz için etrafındaki mekanların çoğu kapalıydı ya da içeride hizmet veriyordu.. Ortada tek bir heykel ve meydanın büyük bir bölümü çim. Etrafında rengarenk binalar çok hoş ve fotoğraflık bir yer. Meydanda bir de kilise bulunuyor Romanyanın %86.7’si Ortodokstur, fakat meydanda Katolik kilisesi görmek şaşırtıcıydı.

Erasmus yapan bir arkadaşla tanışmıştık onu beklerken meydana yakın bir kafeye girelim dedik hoş ve güzel bir mekandı, belki normal cafeler gibi  bir yer değildi biraz daha kalite kokuyordu.  Adı ‘’zai apres cafeydi’’ Biz çantalar ile girince pek bir garip oldu.

Arkadaşımızda geldikten sonra uzun uzun oturup sohbet ettik, daha sonra belgrad’a gideceğimiz için daha fazla timişoara’yı gezemedik ki zaten çok fazla gezilecek bir şehir gibi durmuyor, daha sonra arkadaşımızın ısrarı sonrasında gogoşi yemek için alışveriş merkezine gittik akşam üstüde belgrad’a hareket ettik.

fotoğraflar

           Temeşvar, sokaklarında elektrikli lamba kullanan şehirler içinde Avrupa’da birinci, dünyada New York’tan sonra ikincidir.

Timisoara_Street_Light_Description

1 gün sonra belgrad’tan döndükten sonra saat oldukça geçti ve mecbur olarak Timişoara’da kalmamız gerekiyordu, hostele para vermek istemediğimiz için Timişoara’da Erasmus yapan diğer arkadaşların bulunduğu yurtların olduğu bölgeye gittik. Yurtlar şehir merkezine yakın bir bölgede. Eşyalarımızı onların yurt odasına bıraktıktan sonra geceyi sokaklarda ya da bir yerlerde oturarak geçirecektik, önce hep birlikte maç izledik ondan sonra onlardan ayrıldık. yurtların olduğu bölümde fazlasıyla kafe, restoran, bar, disco tarzı yerler mevcut karnımızı doyurmak için dönerciye girdik bir şeyler yedik, çoğu geç saatlere kadar iş yapıyor..

Bir cafede yaklaşık 1 saat oturduk kahve içtik zaman geçmiyordu, Vâlcea gideceğimiz otobüs saat 7’deydi.. Daha sonra yakınlarda bir discoya gittik, adı Porky’s yaklaşık 3 4 saat eğlendikten sonra sabah etmiştik inanılmaz bir yerdi herkes öğrenci olunca. Otobüse 2  saat vardı şehri gezelim derken kaybolduk. Taksi ile yurtların olduğu alana tekrardan dönebilmiştik. Eğlenceli bir o kadar yorucu bir gezi süreciydi.

Fotoğraflar 3 fotoğraflar 5

Daha fazla fotoğraf için TIKLAYIN

Tuna’nın Belgrad’ı Yazısı TIKLAYIN