Blog Arşivleri

Ciao Timişoara

Arad’ta bir gece kaldıktan sonra sabah erkenden kalkarak yeniden yollara düşmüştük, geceden gene haritamızı kontrol ederek nerede otostop çekeceğimizi kontrol etmiştik .. Hiç yoktan kaldığımız yere yakındı otostop çekeceğimiz yer ve beni her zaman mutlu eden bu olmuştur. Otostop çekeceğim yere varmıştık bir an önce binip gitmekti istediğimiz avantajımızda Arad ile Timişoara arasının fazla olmaması.

Bir benzinliğin önünde otostop çekiyorduk, tam ellerimizi kaldırdığımız sırada bir adam bize seslenerek nereye gidiyorsunuz diye sorduğunda ‘’Timişoara’’ diye söyledikten sonra bekleyin kahve alıp geleceğim diyerek gitti arkamızı döndüğümüzde bir aracın içindeki kişilerde bizde timişoara’ya gidiyoruz gelin götürelim diyince dayanayıp hemen atladık, kahve mi bekleyeceğiz. Şanslıydık..

Temeşvar (Rumence: Timișoara) Romanya‘nın batı bölgesinde (Banat) yer alan şehir. Romanya’nın ikinci büyük şehridir.

Osmanlılar bu bölgeyi 1552 yılında ellerine geçirdikten sonra Temeşvar Eyaletini kurmuşlar ve Temeşvar kentini bu eyaletin başkenti yapmışlardır. Bu eyalet 1716 yılında bölge Avusturya Arşidüklüğünün eline geçene kadar Osmanlı Devletinin Avrupa‘daki en önemli eyaletlerinden biri olarak kalmıştır. Şehirde önemli oranda Macar azınlık yaşamaktadır.

 Fotoğraf 2 kilise Meydan1 saat kadar yoldan sonra Timişoara’ya varmıştık sağolsunlar güzelde yerde bıraktılar hemen tren garının yanındaydık. Düşüncemizde hemen belgrad treninin saatine ve ücretine bakmaktı.

Timisoara – Vrsac 45 lei

Vrsac – Belgrad  40-45 lei

Bunlarıda öğrendikten sonra şehrin merkezine doğru yol aldık, tam olarak neresi olduğunu bilmesekte hisler ile hareket ederek yolumuza devam ettik.

Kısa bir yürüyüşten sonra yeşil renkte kiliseyi görünce o tarafa doğru yürüdük, kilise yakınlarında ‘’central park’’ adında bir parkta bir sürü heykel fotoğrafı çektikten sonra yolumuza devam ettik. (Bir ara heykeller bitmeyecek sandım o kadar heykeli niye çektiğimide bilmiyorum)

Fotoğraf 1 HEYKELLER

Zafer Meydanı(Piata Victorie) ufak bir çarşı tadında restoranların olduğu bir yer, ortada yeşilliklerin içinde oturabileceğiniz banklarda mevcut. Yolun sonunda ulusal tiyatro ve opera evi var.

Oradan Piata Unirii meydanına doğru yürüdük, aslında Timişoara’da en çok hoşuma giden yer burasıydı, kışın gittiğimiz için etrafındaki mekanların çoğu kapalıydı ya da içeride hizmet veriyordu.. Ortada tek bir heykel ve meydanın büyük bir bölümü çim. Etrafında rengarenk binalar çok hoş ve fotoğraflık bir yer. Meydanda bir de kilise bulunuyor Romanyanın %86.7’si Ortodokstur, fakat meydanda Katolik kilisesi görmek şaşırtıcıydı.

Erasmus yapan bir arkadaşla tanışmıştık onu beklerken meydana yakın bir kafeye girelim dedik hoş ve güzel bir mekandı, belki normal cafeler gibi  bir yer değildi biraz daha kalite kokuyordu.  Adı ‘’zai apres cafeydi’’ Biz çantalar ile girince pek bir garip oldu.

Arkadaşımızda geldikten sonra uzun uzun oturup sohbet ettik, daha sonra belgrad’a gideceğimiz için daha fazla timişoara’yı gezemedik ki zaten çok fazla gezilecek bir şehir gibi durmuyor, daha sonra arkadaşımızın ısrarı sonrasında gogoşi yemek için alışveriş merkezine gittik akşam üstüde belgrad’a hareket ettik.

fotoğraflar

           Temeşvar, sokaklarında elektrikli lamba kullanan şehirler içinde Avrupa’da birinci, dünyada New York’tan sonra ikincidir.

Timisoara_Street_Light_Description

1 gün sonra belgrad’tan döndükten sonra saat oldukça geçti ve mecbur olarak Timişoara’da kalmamız gerekiyordu, hostele para vermek istemediğimiz için Timişoara’da Erasmus yapan diğer arkadaşların bulunduğu yurtların olduğu bölgeye gittik. Yurtlar şehir merkezine yakın bir bölgede. Eşyalarımızı onların yurt odasına bıraktıktan sonra geceyi sokaklarda ya da bir yerlerde oturarak geçirecektik, önce hep birlikte maç izledik ondan sonra onlardan ayrıldık. yurtların olduğu bölümde fazlasıyla kafe, restoran, bar, disco tarzı yerler mevcut karnımızı doyurmak için dönerciye girdik bir şeyler yedik, çoğu geç saatlere kadar iş yapıyor..

Bir cafede yaklaşık 1 saat oturduk kahve içtik zaman geçmiyordu, Vâlcea gideceğimiz otobüs saat 7’deydi.. Daha sonra yakınlarda bir discoya gittik, adı Porky’s yaklaşık 3 4 saat eğlendikten sonra sabah etmiştik inanılmaz bir yerdi herkes öğrenci olunca. Otobüse 2  saat vardı şehri gezelim derken kaybolduk. Taksi ile yurtların olduğu alana tekrardan dönebilmiştik. Eğlenceli bir o kadar yorucu bir gezi süreciydi.

Fotoğraflar 3 fotoğraflar 5

Daha fazla fotoğraf için TIKLAYIN

Tuna’nın Belgrad’ı Yazısı TIKLAYIN

Reklamlar

Drakula’nın Şehri Brașov

Sabahın erken saatleriydi, Vâlcea’dan bir otobüse atlayıp Dracula’nın şehrine doğru yol aldım… Otostop çekmedim çünkü zamanım azdı ve eğitimden dönen arkadaşlarıma hemen katılmam gerekiyordu bu yüzden zaman azlığından dolayı otobüs en iyisiydi..

Brasov’a vardıktan sonra eğitimden gelecek Türk arkadaşlarımı tren garının orada beklemeye koyuldum, kısa bir süre sonra gelen ekibimiz ile hostelimize doğru yola koyulduk..  Kısa bir yürüyüşün ardından dağın üstünde gördüğüm Brasov yazısı ile kendimi hollywood’ta hissetmem bir oldu, aslında bu da şehri pazarlama yöntemlerinden biri ve ilgi çekici.. yolumuz republicii caddesinden devam ederek kalacağımız Rolling Stone hosteline geldik, şehire yakın olması, ev sıcaklığını yakalayabileceğiniz ve 45 lei gibi bir fiyata kalabileceğiniz güzel bir hostel.. (ikinci kez gittiğinizde indirimde yapıyorlar)

1

 345px-StemaBrasov.svg                      

        Brasov 250.000 nüfus ile Romanya’nın 8. büyük kentidir. Romanya’nın Transilvanya bölgesinde yer alır.

        1950-60  yılları arasındaki komunist dönemde ”stalin şehri” anlamına gelen ”oraşul stalin” adı ile anılmaktaydı

        Piata Sfatatului adı verilen meydan şehrin kalbidir.

Hostel’e eşyalarımızı yerleştirdikten sonra geç kalmadan brasovu gezmeye koyulduk ilk ziyaret ettiğimiz yer St Nicholas Kilisesi her kilise gibi ilginç yapısı ve tarihiyle ilgi çekiciydi..  aynı zamanda ilk romen okulu olarak tarihlerde geçmektedir.

Brasov’da gerçekten fazlasıyla dar sokak mevcut.. bu dar sokaklardan geçerek turnul negru (black tower) geldik. Buradan brasov’un bir çoğunu görebilmek mümkün, çok yüksek bir yerde olmasada manzaradan brasov yazısını ve şehrin güzel fotoğraflarını çekebileceğiniz bir noktası.

2

Black Tower ve White Tower : Türk ve Tatar akınlarını gözlemek amacıyla yapılmıştır.

Burada fotoğraflarımızı ve sohbetimizi gerçekleştirdikten sonra yolumuza devam ettik, Brasov’un en önemli yapısı olan ‘’Black Church’’ viyana ile İstanbul arasındaki en büyük  gotik kilisesidir. Aynı yerdeki ilk kilisenin tarihi 1385 yılına uzanmaktadır.

Kiliseyide gördükten sonra sıradaki yerimiz Piata Sfatatului şehrin kalbi. Kısa süre dinlendikten sonra bir şeyler yeme düşüncesindeydik, nereye girelim derken kendimizi bir restoranda bulduk karnımızı bir güzel doyurduk. Nereye gideceğiz derken herkesin düşüncesi aynıydı tabi ki braşov yazısı teleferik ile çıkılıyordu. Yolda bir arkadaşımız bizimle gelmeyeceğini ve biraz tek gezeceğini söyleyip yanımızdan ayrıldı.. biz teleferiğin olduğu yere gittik fakat gittiğimizde kapandığını ve yarın gelmemizi söylemiştiler dönmemiz gerekiyordu, geri dönerken brasov’da en dar sokağa girip fotoğraf çektirmeden olmazdı..

3

tekrardan meydana döndüğümüzde bizden yarım saat ayrılan arkadaşımız geriye 5 türk ile geri gelmişti. Tek tek tanışıp sohbet ettik meydanda eğlendik kısa süreli flashmob yapma deneyimimiz olsada başaramadık. 🙂

Akşam için sözleştikten sonra hostelimize geri döndük, akşam yemeğimizi hosteldeki mutfak sayesinde ucuza getirmiş olduk hazırlandıktan sonra söyledikleri yere gitmek üzere hostelden çıktık çıktık ama yağmur yağdığı için ıslana ıslana gittik gideceğimiz yere.

IMG_0794

Brasov’da 13 kadar Türk bir arada güzel eğlenceli sohbetler ettik, işin ilginç ve güzel tarafı farklı programlar aracılığı ile yabancı ülkeye gelen gençlerin bir araya gelmeleri..

2. gün ki planımız sinaia’daki Peles Castle gitmekti . bir önce ki gün hostel’in sahibi ile konuştuğumuz fiyat doğrultusunda 45 lei gibi bir ücret ödeyerek özel bir minibüs ile Peles Castle hareket ettik..  1 saatlik bir yolculuktan sonra Peles castle’a geldik..

Aslında buraya yazmakla anlatılabilecek bir yer değil.. dışarıdan tüm görkemiyle karşımızda duruyordu ilginç mimarisiyle ve en ince ayrıntısına kadar işlemeleriyle göz dolduruyordu..

Gönüllülük ya da öğrenci kartıyla istediğiniz ve uygun tarifeyi alarak içeriyi gezebilirsiniz hepsini gezmek istiyorsanız hayli yüksek miktar para ödemeniz gerekiyor.. ayrıca fotoğraf çekmek istiyorsanızda ekstra para ödüyorsunuz.

İçeriye girdiğimizde ‘’hadi canım’’ tepkisini verdi herkes, eminim bunu abartacak arkadaşlarda vardır.

İçeride bizi ilk olarak harika bir hol karşıladı.. sonrasında savaş aletlerinin olduğu bölüme geçtik burada Osmanlı askerlerinin zırhlarının ve silahlarının sergilendiği bölümde var, oradan kralın çalışma ofisine ve harika kütüphanesine geçtik..

Devamında özel müzik odası, tiyatro salonu, nargile salonu ki içerideki halılar ve nargileler o dönemde özel olarak getirilmiş Türkiye’den.. Kral sigara ve nargile içmeyi çok sevdiği için bu tarz bir oda yaptırmakta bulmuş çözümü, oradan yemek salonu inanılmaz bir sofra ve insan diyor ki; burada yemek yemeliyim..

6 5 4 IMG_1475

Kısa gezimizden sonra dışarı çıkarak fotoğraf çekildikten sonra minibüs şoförünün verdiği saatte bizi indirdiği yere giderek minibüse binerek brasova geri döndük.. merkezde bir şeyler atıştırdıktan sonra otobüse binerek şehrimize yaşadığımız şehire geri döndük harika bir iki gün geçirdik, brasov’a gidecek olan varsa eğer kesinlikle pişman olmayacaktır.

Pasaport savaşım!

Okuldan zorlaya zorlaya harç muhafiyet belgesini aldım ve bugün pasaporta başvurdum tahmini gelme süresi 15 gün..  önümüzde 44 gün var heyecanlı mıyım aslına bakarsanız şu an için pek heyecan ve duygusallık yok üzerimde ancak gitmek için çok sabırsızlanıyorum ve orada yaşayacaklarımı bir yerlerden birilerinden duysam da genede yaşamadığım için çok iyi anlayamıyorum ama öncesinin heyecanını yaşıyorum şu an 1 sene yok olacağım bu doğduğum şehirden, ülkemden ve kendimden çok sevdiğim ailemden sanırım şimdilik yazacaklarım bu kadar.

Çanakkale Koza Gençlik Derneği – If I Know YOU, I Can’t Hate YOU