Yaşanabilir Şehir Viyana / Viyana Seyahatimden Notlar

Merhaba arkadaşlar yazılarıma viyana seyahatim ile devam ediyorum bratislavayı gezdikten sonra vakit kaybetmeden viyanaya otostop çekeceğimiz yere doğru ilerledik harita, tablet, android bir telefon vs olmadan yön duygumuzla şehirin dışına çıktık.

Şehrin dışında havanın sıcak ve araç sayısının az olduğu bir yerde durmaya başladık yorulmuştuk güne erken başlamak, bratislavayı turlamak ve açlık bizi baya yormuştu.Sırayla dinlene dinlene otostop çekecektik ilk ben yol kenarına geçerek otostop çekmeye başladım.

30 dakika içinde bir araç durdu Slovak plaka bir araçtı, nereye gidiyorsunuz diye sorduğunda viyana diye cevapladım fakat kişi ben hainburg’a gidiyorum dediğinde ben Hamburg olarak algılayıp Sait’e bir de sen bak dedim o da aynı şekilde anladı. Birbirimize baktık aman gidelim ne olacak diyip bindik arabaya bir yandan da düşünüyoruz kaç saatte gideriz ne olur ne biter.

Sonra sorduk meğerse Avusturyada bir kasabaymış ve arkadaşlarının yanına havuza gidiyormuş 45 km civarında bir yerde dedi, bu da avrupada sık rastlanacak bir olay sanırım ülkeler arası rahatlık sınırların olmaması.

Sonra bizi Hainburg’un ortalarında bir yerde bıraktı. Bıraktığı yerde otostop çekmeye başladık karşımızda bir evde Türkler var fakat hiç çaktırmıyorlar ses soluk kesiliverdi hemen bizi görünce yardım etmek veya selam vermek yok. Tabi ki üzücü bir durum.

Biraz ilerleyelim dedik ileride Lidl bulduk Romanyada da olduğundan ve alışveriş yaptığımızdan biliyorduk ucuzdu, girdik bir şeyler aldık.

Marketten çıkıp yürümeye başlamıştık ki yol kenarından ileride bir araç köprünün altında durmuş bekliyordu bizedir diye düşünmedim sonra baktım camdan çıkıp gelin diye el sallayınca koşturduk.  Bindiğimiz araç pizza dağıtım aracıymış gelin viyanaya gitmiyorum ama birkaç km daha götürmüş olurum sizi diyerek kabul ettik bindik aracın içine o kadar fena pizza kokuyordu ki canımız çekti.

Adam hemen sordu nerelisiniz diye: – Türküz diyince ‘’nasılsın lan’’ diye devam etti sohbete, tabi biz de deli gibi bir kahkaha tufanı. Avusturyada çok Türk olunca haliyle o da baya Türkle tanışmış.

Çat pat İngilizce arada Almanca anlaşarak yolumuza devam ettik, bize yolunun dışında az içeride bir kasabaya pizza dağıtacağını pizzaları bıraktıktan sonra bir kaç km daha götürüp bırakacağını söyledi kabul ettik eğlenceliydi yani avusturyaya gel pizza dağıt.

Kasabaya girdik arkadaş pizzasını dağıttı geldi keyfi yerinde bir şekilde, bindi arabaya attı kolunu camdan dışarı başladı İbrahim tatlıses’ten ‘’bulamaaaadım bulaaaamadım’’ şarkısını söylemeye tekrardan viyana yoluna çıktığımızda hemen inelim dedik ama ileride bırakacağını benzinin şirketten olduğunu söyledi gülerek, biraz daha götürdükten sonra bizi indirdi vedalaştık.

İndiğimiz yer ıssız bir yerdi az araba geçiyordu uzun bir süre bekledik sonra bir genç çift durdu sağolsunlar bizi viyana’da metroya kadar bıraktılar.

 

Viyana (Almanca: Wien, Osmanlıca: Beç) Avusturya’nın başkenti ve en büyük şehri, aynı zamanda ülkenin 9 eyaletinden yüzölçümü bakımından en küçüğü. Yaklaşık 1.705.000 kişilik nüfusuyla ülkenin en kalabalık kentidir, çevre ilçeleriyle birlikte Viyana’da yaklaşık iki milyon insan yaşar, ki bu da Avusturya nüfusunun yaklaşık dörtte biridir. Nüfus bakımından Viyana Avrupa Birliği’nin en büyük onuncu kentidir. Birleşmiş Milletler bürosuyla Viyana Birleşmiş Milletlerin dört resmi merkez temsilciliğinden birine sahiptir. Kentte bulunan diğer önemli uluslararası kuruluşlar OPEC, AGİT ve Uluslararası Atom Enerjisi Örgütü’dür (IAEA).

Yüzyıllar boyu Habsburg hanedanının yerleşim yeri olan kent, bu süre boyunca Avrupa’nın kültürel ve politik merkezlerinden biri haline gelmiştir. Kent Londra, New York ve Paris’ten sonra iki milyon nüfusuyla dünyanın en büyük dördüncü kentiyken, I. Dünya Savaşı sonrasında nüfusunun dörtte birini kaybetmiştir.Viyana coğrafi konumu ve çoğu imparatorluğuna yıllarca başkentlik yapmış olmasından dolayı gerek mimari gerekse kültürel açıdan Avrupa’nın en güzel şehirlerinden biridir. 

 

Metroya geldiğimizde konaklamamıza yardımcı olacak arkadaş ile iletişime geçtik, Floridsdorfta yaşıyordu Viyana’nın 21. merkez İlçesi.

Floridsdorf: İsmini 1786 yılında 26 aile ile bu bölgeye yerleştrilmiş Hristiyan bir tarikat olan Floridus Leeb adlı gruptan almışdır. Genelde tarım ile geçinen halk zamanla hızlı bir şekilde gelişen sanayinden payını almış ve 8 mayıs 1894 yılında Donaufeld, Jedlesee, Neu-Jedlersdorf ve Floridsdorf adlı bölgeler birleştrilip Floridsdorf adı altında Viyana’ya bağlanmışdır.

Metroya bindiğimizde gördük ki inanılmaz bir metro ağları var 2.10 € gibi bir bilet fiyatı ödeyerek Floridsdorfa doğru yola çıktık vardığımızda arkadaşı telefon ile aradık işinin olduğunu ve geleceğini söylerek beklediğimizi ilettik uzun bir süre bekledikten sonra gelerek bizi evine götürdü stüdyo daireydi ve genel olarak üniversite öğrencilerinin yaşadığı  uygun ve rahat olduğunu söylüyordu. Eşyalarımızı çıkarttık ve duşumuzu alarak dinlenmeyi tercih ettik o akşam, ertesi gün erkenden kalkarak viyanayı gezmeyi planlıyorduk.

Sabah 10:30 gibi kalkarak bizi evinde ağırlayan Ertan arkadaşımız ile birlikte bir şeyler yemeye gittik biraz sohbet ettikten sonra bizle birlikte metroya gelerek ulaşım ve şehir gezisi hakkında bir kaç tüyo verdi.

Metroya bindikten sonra  Stephansplatz’a geldik yani Aziz Stephan Katedrali

Aziz Stephan Katedrali (Almanca: Stephansdom, asıl ismiyle Domkirche St. Stephan zu Wien) Viyana‘nın merkezinde bulunan, 1365 yılında inşa edilmiş olan, Viyana’nın en önemli simgesi durumundaki katedraldir.

Viyana piskopoposluk ruhani dairesinin ana kiliselerindendir. Viyana Başpiskoposu Christoph Schönborn’nun ikametgahıdır. AvusturyaViyana‘nın kalbinde Stephansplatz’ta yer alır. Günümüzde Roma mimarı tarzı ve Gotik tarzıyla görünür. Avusturya Dükü IV. Rudolf tarafından geniş bir şekilde yapımına başlanan kilise daha önceki iki harabe kilise üzerinde yükselir. Avusturya’nın başkentinde en önemli dini yapı olarak, ulusun tarihinde pek çok önemli olaya tanık olmuş ve renkli çatısıyla birlikte şehrin en tanınan sembollerinden biri haline gelmiştir. Bu katedralin doğu yakasında, bir azizin ayakları altında ezilen Osmanlı akıncısı heykeli bulunuyor.

 Ezilen Osmanlı Akıncısı Heykeli

Aziz Stephan Katedrali ilginç bir bilgiyede sahiptir: Katedralinin çan kulesinde 1534’de ihdas edilen; Osmanlıakıncılarının yaklaştığını görüp çan çalarak Viyanalı’lara haber vermekle görevli bir memuriyet, ancak 1956‘da Viyana Belediye meclisince Artık bir Osmanlı tehlikesi kalmadığından ve bu görevin lüzumu olmadığı için..kaldırılmıştır.

 

 

Aziz Stephan Kilisesi

 

Katedral’den devam ederek graben caddesi üzerinde yürümeye başladık

Graben caddesi sağlı sollu kafe, bar, restoran, butik vs tarzda mekanların bulunduğu hoş ve trafiğe kapalı bir cadde.. Cadde de ilerlerken veba heykeline denk geliyoruz bu heykel;

Viyana Veba Sütunu Viyana’nın merkez bölgesindeki Graben semtinde bulunan veba sütunudur. Bölgenin en tanınmış sanat eseridir.

1679 yılında kenti kasıp kavuran son büyük veba salgını sırasında kenti terk eden imparator I. Leopold, salgının sona ermesi halinde bir veba anıtı adamıştı. Aynı yıl içinde geçici bir ahşap sütun Johann Frühwirth tarafından inşa edildi. Sütun korint tarzında yapılmış bir sütunda bulunan kutsal üçlemeyi temsil eden bir inayet koltuğu ve dokuz melek korosunu temsil eden melek figürlerinden oluşuyordu.1683 yılında sütunun mermerden yapılması için Matthias Rauchmiller görevlendirildi. Ancak Rauchmiller’in 1686’da ölümüyle geriye kendisinden sadece birkaç melek figürü kaldı. Birçok yeni tasarıdan sonra projenin tamamlanmasını Paul Strudel üstlendi ve projeyiLodovico Burnacini’nin planı üzerinde şekillendirdi. Burnacini kutsal üçlemeyi melek figürleri ve önünde diz çökmüş dua eden imparatorun temsil edildiği bir inanç figürü bulunduran bir bulut piramidinin üstüne oturtmayı öngörüyordu. Heykeltıraşlar Tobias Kracker ve Johann Bendel’in de katılımıyla sütun 1693 yılında tamamlanabildi.

Uzun süren yapım süresine, defalarca plan değişikliği yapılmasına ve birçok heykeltıraşın katılmasına karşın anıtın homojen bir havası vardır. Planlama zamanındaki yalın, muhafazakar anıt, yapım sırasında veba salgınını teatral olarak simgeleyen barok bir tarz kazanmıştır. Sanat tarihi açısından barok döneme geçişi vurgulayan anıt, dönem heykel sanatını büyük çapta etkilemiş ve tüm Avusturya’da benzerleri yapılmıştır.

Graben Caddesi ve Veba Heykeli

 

 

Graben caddesinden devam ederek Hofburg İmparatorluk Sarayına geldik;

 

Hofburg İmparatorluk Sarayı, Avusturya’nın Viyana şehrindeki tarihi saray.

Başta Habsburg hanedanlığı olmak üzere Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun birçok önemli kişisine ve hanedanına ev sahipliği yapmıştır. Hofburg Sarayı daha çok kışlık malikane olarak kullanılırken Schönbrunn Sarayı yazlık olarak tercih edilmiştir. Sarayda 4.659.852 tane tarihi eser vardır.

Fransız Kraliçelerinden Marie Antoinette Hofburg Sarayı’nda dünyaya gelmiştir. Bu saray 1654 yılında yaptırılmıştır.

Sarayın içinde 1.441 oda bulunmakta ve her yeri gezmek istiyorsanız 40 € kadar da ücret ödemeyi göze alın derim.

 

Hofburg İmparatorluk Sarayı

Sarayın muhteşem ihtişamını, bahçedeki heykelleri incelemek inanılmaz, bu yapıların içinde resmen kayboluyorsunuz.. Sarayı da gezdikten sonra hemen yakındaki Viyana Sanat Tarihi Müzesine geldik bu müzenin karşısında Doğa tarihi müzesi mevcut.

 

Viyana Sanat Tarihi Müzesi (Almanca: Kunsthistorisches Museum) Avusturya’nın başkenti Viyana’da bulunan, dekoratif sanatlar ve güzel sanatlar alanlarında dünyada önemli bir yeri olan müzedir. Müze 2007 yılında 619.318 kişi tarafından ziyaret edilmiştir.

Müze 1891 yılında aynı ismiyle Viyana Sanat Tarihi Müzesi olarak Avusturya-Macaristan İmparatoru 1.Franz Joseph tarafından açılmıştır.

Müzeye giriş ücreti 10 €

Müzeler

 

Müzeden devam ettiğimizde karşımıza Viyana’nın Parlamento binası karşılıyor

Viyana’nın ünlü Ring Caddesi’ndeki muhteşem parlamento binası başlangıçta, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun Parlamentosu için inşa edilmiştir. Ancak bu devasa parlamento binası, inşa edildiği 19. yüzyılın sonlarından itibaren farklı parlamento oluşumlarına ev sahipliği yapmıştır.

Binanın tasarımı, Danimarka asıllı mimar Theophil Hansen tarafından çizilmiş ve 1874 ile 1884 yılları arasında yapımı gerçekleştirilmiştir.

Parlamentonun önünde bulunan Athena Çeşmesi (Athenabrunnen) Karl Kundman tarafından 1893-1902 yılları arasında yapılmıştır. Tuna ve İnn önde, Elbe ve Moldav arkada olmak üzere, en altta uzanan dört figür Monarşi’nin en önemli nehirlerini temsil eder. Bunların üstünde yer alan iki kadın figürü yasama ve yargıyı sembolize ederken, zeka, sanat, strateji ve barışı temsil eden Bilgelik Tanrıçası Athena bulunduğu sütunun üzerinden düzeni denetlemektedir.

 Parlamento Binası ve Bilgelik Tanrıçası Athena Heykeli

Yürümeye devam ettik yorulmuştuk biraz dinlenmeye ihtiyaç duyduğumuz için Votiv kilisesine yakın Wiener Rathaus” ya da eski sarayın yerine yapıldığını işaret eden ismiyle “Neues Rathaus”(Yeni Belediye Sarayı), içinde bulunduğu o güzel yeşil parkta dinlenmeye karar verdik renk renk çiçeklerin olduğu güzel bir bahçede sıcakta banklarda yatan o kadar çok insan vardı ki biz de onlara katılarak biraz dinlenmeyi tercih ettik.

Alsergrund İlçesi’n de bulunan Votiv Kilisesi meşhur Ring Caddesi’n de Viyana Üniversitesi’nin yanındadır.

Eski hanedanlık için İmparator I. Franz Joseph’e Macar Janos Libenyi tarafından yapılmış saldırıdan kurtulduğu için Tanrı’ya şükran amacı ile yapıldığından dolayı Merkez İlçe – Innere Stadt’de ki ünlü Stephan Katedrali’n den daha önemlidir.

Kilise dünyada ki sayılı yeni gotik stilde yapılmış nadir kiliselerdendir.

İmparator I. Franz Joseph’in kardeşi Ferdinand Maximilian’ın çağrısı üzerine kardeşinin silahlı bir saldırıdan kurtulduğu için Tanrı’ya bir minnet amacı ile halka çağrı yaparak kilisenin inşası için halktan para toplanmışdır. Bu çağrıya yaklaşık 300 bin vatandaş uymuş ve kilise inşası için bağışda bulunmuşdür.

1854 yılında proje yarışması açılmış ve 75 proje arasından henüz 26 yaşında genç bir mimar olan Heinrich Ferste’in projesi seçici kurul tarafından beğenilmişdir.

 

Votiv Kilisesi ve o güzel bahçe..

Buradan Tuna nehrinin bulunduğu kanala doğru yürüyerek o taraflarıda gezelim dedik kanal boyunca grafitinin gerçekten sanat olduğunu hissettirecek çalışmalar var hayran kalıyorsunuz, nehir kenarında kafeler ve lüks restoranlar mevcut.

Yolumuza devam ederek stadtpark’a geldik inanılmaz büyük ve yemyeşil bir park ufak bir göleti var, tüm şehirde olduğu gibi burada da heykeller mevcut herkes dinleniyor, geziyor, kitap okuyor, oyun oynuyor. biz de tekrardan uzanacak güzel bir yer bulunca dayanamayıp yattık baya da uyumuşuz.

Kalktıktan sonra Viyana turumuza devam ettik yolumuzun ilk durağı belveder gardenin bir parçası olan havuz, askeri bir anıt ile taçlandırılmış. 

Yolumuza Karl kilisesini görerek devam ediyoruz

Wieden‘de bulunan barok tarzda bir kilise.

Ünlü Karl Kilisesi’ne 1713 yılında İmparator VI.Karl’ın isteği üzerine isimdaşı ve 1576-1578 yıllarındaki cüzzam salgınında hastalanan kişilerin umudu olmuş Kardinal Karl Borromaeus adına yapılmak için ilk çalışmalarına başlanmışdır. Sunulam planlardan Johann Bernhard Fischer von Erlach adlı mimarin yaptığı çalışmalar beğenilmiş ve 1716 yılında da kilisenin yapımına başlanmışdır. 1723 yılında mimar Johann Bernhard Fischer von Erlach’ın ölümü ile kiliseinin geri kalanını oğlu Joseph Emanuel’in planda yaptığı bazı değişikliklerle 1737 yılında tamamlamışdır. Mimar Johann Bernhard Fischer von Erlach kilisenin planlarını çizerken değişik kilise ve tarihi binaları örnek almısdır; örneğin dış yüzeyini Yunan stili Portikus Tapınağı’ndan,iki büyük sütunu Roma’da ki Trajan Sütunları’n dan ve kilisenin girişide Roma barokstilinden almışdır.

Karl Kilisesi

Karl kilisesini de gördükten sonra graben caddesine girmeden albertine müzesini de görme fırsatımız oldu

Albertina Müzesi Avusturya’nin baskenti Viyana’nin önemli sanat müzelerinden biridir. 65.000’den fazla çizimin yanı sıra ağaçbaskı,taşbaskı ve gravür gibi tekniklerle yapılmış bir milyondan fazla baskı eseri ve bir o kadar da modern grafik çalışmalardan oluşan koleksiyonu ile dünyanın en geniş ve en önemli grafik eser koleksiyonlarından birine sahip bir müzedir. Müzeye giriş 12 €.

Graben caddesine girmeden bir çok şehirde olduğumuz gibi burada da kiralık bisiklet olayı fazlasıyla yaygın gene şehir turu otobüsleri ya da faytonlar ile gezebilirsiniz.. graben caddesi hakkında yazdığım bilgiler hakkında örneğini istiklâl caddesi üzerinden yapabilirsiniz akşam üstü inanılmaz kalabalık oluyor mekanlarda boş yer görmek imkansız tekrardan başladığımız noktaya aziz Stephan kilisesinin oraya geldik günün başında içine girmediğimiz ve sadece fotoğraf çekmekle yetindiğimiz kilisenin en üstünde insanları görünce bizde çıkalım bir bakalım ne var ne yok dediğimizde muazzam viyana manzarasıyla karşılaştık ve tavsiyemizdir ki kilisenin üstüne çıkmadan viyanadan ayrılmayın fakat yorucu ve 300 küsür merdivenden belki daha fazla dar bir noktadan çıkıyorsunuz bilginiz olsun aşağı indikten sonra hafif bir bacak titremesi yorgunluk terleme gerçekleşiyor. Biraz dinlendikten sonra metroya binerek tekrardan Floridsdorf’a geldik.

 

Bizi evinde ağırlayan Ertan ve diğer ev arkadaşı olan Mahfuza çok teşekkür ederiz bizleri harika bir şekilde ağırladılar.

bir gezimizin daha sonuna geldik umarım keyifle okumuşsunuzdur.

Paylaşımlarınızı ve beğenilerinizi eksik etmeyin herkese iyi seyahatler.

Ekstra Gezilecek Yerler;

  • Technisches Museum(Teknoloji Müzesi), 
  • Heeresgeschichtliches Museum(Askerî Tarih Müzesi)
  • Sigmund Freud Müzesi,Uhren Museum (Saat Müzesi), 
  • Tramvay Müzesi,
  • Schmetterlinghaus(Kelebek Evi),
  • Welt Museum(Etnoloji Müzesi),
  • Matematik Müzesi,
  • Mozarthaus(Mozart Evi), 
  • House of Music(Müzik Evi), 
  • Kohlmarket,
  • Kartner Strasse,
  • Anker Saati,
  • Hundertwasser Evleri
  • Schonbrunn Sarayı,
  • Belvedere Sarayı: Bahçeleriyle ve sanat gelerileriyle Viyana’nın en çekici yerlerinden biri.Staatsoper-(Opera Binası) Çoğu insanlara göre dünya operasının merkezi.
  • Secession Jugendstil bir sanat evi.
  • Prater, dinlenme ve eğlence alanı
  • Augarten, bir saray ve park
  • Schwarzenberg Sarayıbulunan ki sayılı barok stilde bir saray.
  • Hundertwasser Evi
  • Arsenal Müzesi
  • Sankt Marx Mezarlığı
  • Haus des Meeres
  • Raimund Tiyatrosu
  • Theater an der Wien
  • Museumsquartier
  • Volkstheater
  • Theater in der Josefstadt
  • Liechtenstein Sarayı
  • Volksoper
  • Zentralfriedhof
  • Gasometer, Viyana
  • Friedhof der Namenlosen
  • Schloss Neuwaldegg
  • Schwarzenbergpark

 

Dogancan Cetin hakkında

I am Doğancan Çetin . I was born on 18 march 1991 in Çanakkale. I visited the primary school and the high school in Çanakkale. Now I am studying tourism and hospitality management at Uludağ University in Bursa. Beside my department i will improve myself in social domain.

Ağustos 24, 2014 tarihinde DC, Photos, Travel içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: